Ana içeriğe atla

GÖZLÜK

Çeşit çeşit gözlük var. Yakını gösteren, uzağı gösteren, güneşten, ışıktan gözlerimizi koruyarak görmemizi kolaylaştıran, gördüklerimizin sarsntısını yumuşatmak için amortisörlü olan. suyun altında rahat görebilmemiz için denizde kullanılanını. Hepsinin amacı da görmemizi kolaylaştırmak. Şayet görmek istiyorsak. Ama bir benim istediğimden yapmadılar. İnsan sesini görüntüye çeviren.Bazı durumlar da var ki, görmek istemeyiz. Genelde sevdiklerimizin kusurları ya da yaptıkları yalnışlardır bunlar. Görmemiz için hangi merceği verirlerse versinler göremeyiz. Çünkü böyle durumlarda gözler, beyin, mantık devreden çıkar ve gözü çıkasıca duygularımızla bakarız. Bu sevdiklerimiz karşı cins olduğu gibi, tuttuğumuz takım, sempatizanı olduğumuz siyasi partiler ve benzerleri olur. İşte konu onlar olunca sahtekâr dediğimiz duygular devreye girip, gözlerimizi kapatır ve bir çok kusuru görmemizi engeller. Sonuçta birbirimizi kırmaktan bile çekinmeyiz. Artık görüntüleme teknolojisinin bu kadar ilerleyip, MR, ultrason, teleskop gibi bir sürü makinayı yaptıkları çağımızda bir gözlük daha yapsalardı ne iyi olurdu. Sesleri görüntüye çeviren gözlük. Ama her sesi değil. Gözlüğü takıp, konuşanı dinleyeceğiz. Ondan çıkan seslerden gerçek niyetini de analiz edip, görmemizi sağlayacak. Düşünsenize, bu gözlüğü takanı hiçbir dolandırıcı, yalancı, sahtekâr kandıramaz. Gözlüğün sahtesini yapıp satarlarsa, onu bilemem. Çiçeğin cinsini bilemesem de dünyanın çiçek gibi olacağına eminim. Sevdiğimizin gerçekten sevip sevmediğini, tuttuğumuz takımın "şampiyon olacağız" derken buna kendilerinin inanıp inanmadığını, siyasi liderlerimizin "millet için çalışacağız" derken samimi olup olmadıklarını görebileceğiz. Yani, duygularımızın bizi kandırdığı görüntüleri değil, gerçek görüntüleri göreceğiz. Hakan Algan Resmi Web Sitesi

Yorumlar

  1. Ilk gözlük siparişini ben veriyorum, Hakan.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bulsam hemen alacağım. Sana da hediyem olsun

      Sil
  2. Ben buyur bir gözlük olsa siyasiler için kullanırdım.😁😁😁

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

OMURGA ÖNEMLİ

Hiç düşündünüz mü, yeryüzünde kaç canlı var? Milyon? Milyar? Trilyon? Katrilyon? Çeşit, çeşit. Bazısı tek hücreli, bazısı kafadan bacaklı, bazısı ise etçil, otçul diye uzayıp gidiyor. Çoğu da birbirini biliyor. Denizin bilmem kaç metre altında yaşayan bir balık; karşısına çıktığında kendisini kabartarak atarlanan diğer deniz canlısına bulaşmaması gerektiğini biliyor. Neticede atarlı abimizin bir duruşu var ve bu duruş kendisine bir saygınlık sağlamış denizler aleminde. Karada ise gerek avını ürkütmek için, gerekse de kendisini saldırıya karşı savunabilmek için omurgasını kullanarak şeklini değiştirenler çıkıyor karşımıza. Omurgasını kullanarak hem kendisini koruyabilir, hem avını görüntüsüyle ürküterek daha kolay avlayabilir, en önemlisi de karşısındakini korkutarak da olsa saygısını kazanır bu duruşuyla. Biz insanlar da omurgalılardanız. Bir kısmımız her ne kadar içgüdüsel kullanarak, sadece kavgalarda horozlanmak (!) için kullansak da, omurgalıyız işte. Halbuki omurgamızı fikirler...

ENERJİ VAMPİRLERİ

  ... Adı ürkütücü değil mi? Aslında vampirler kadar olmasa da bunlar da korunmazsak az zarar vermez bize. Canlı ya da cansız her şeyin arasında bir enerji alış verişi olduğu zaten ıspatlanmış. İnsanlar arasında da bu alış veriş vardır. Siz de fark etmişsinizdir. Bazılarının yanında kendimizi çok mutlu hissederiz ve hemen "Ne kadar pozitif birisi" derız. Hatta fırsatını buldukça O'nu görmek isteriz. Bunun tam tersi, aynı ortamda bulunduğumuzda, neredeyse yaşama sevincimizin bile tükendiğini hissettiğimiz insanlar vardır. Onların enerji kaynağı diğer insanlardır. Gerek konuşmalarıyla, gerek tavırlarıyla sizdeki enerjiyi tüketir, kendileriyse sanki depoyu fullemiş gibi kalkar masadan. Artık tükenmiş gibi hissedersiniz kendinizi. Bunlar en yakınlarınız bile olabilir. Çoğu farkında bile olmadan yapar bunu. Çünkü kendisini bu şekilde iyi hisseder. Bu insanlar kanınızı emip öldürmez ama, enerjinizi emip, tüketir. Tercih meselesi ama bana sorarsanız; "sana doyum olmaz, ben ...

SARIŞIN-ESMER

  Nasıl çeşit çeşit yaratılmışız değil mi? Esmer var, sarışın var, siyahi var, çekik gözlü var. Bir çoğumuza aradaki farkı görebildiğimiz için olağan geliyor. Renkli gözler de yakışmış diye yorumlar bile yapıyoruz. Hatta marifetmiş gibi insanları da görebildiğimiz bu dış özelliklerine göre sınıflandırıyoruz. Haĺ böyle olunca görmediğimiz için anlamak istemediğimiz diğer farklılıklarımızı iyiki de anĺamak istemiyoruz demekten kendimi alamıyorum. Çünkü en yakınlarımız bile bu farklılıklarımızı sarışın ya da esmer olmamız kadar doğal karşılayamıyor. Belki içinizde bu yazdıklarıma hak verecek ama kendisiyle yüzleşme cesareti olmadığı içın "boşveeeer" diyenler çıkacak. Bana sorarsanız boşverilmeyecek kadar önemliçünkü telâfisi güç zararlar açabilir. Hani bazen karşımızdakine deriz ya; "bundan bu kadar etkilenecek ne var" diye. Ya da "sende bu kadar hassas olmayıver", diyoruz. Nedense bunların da sarışın ya da esmer olmak gibi yaradılış özelliği olduğunu ve deği...