Ana içeriğe atla

VATSAP MI, MEKTUP AT MI?

Son günlerdeki Whatsapp tartışmaları, aklıma "eskiden daha mı iyiydi?" sorusunu getirdi. Günümüzde teknolojinin bu kadar gelişmiş olması hayatımızı muhteşem kolaylaştırdı. Kişisel bilgilerimizin güvenliği ise bir o kadar zayıfladı. Eskilere döndüğümüzde, şimdiki çocukların belki de ne olduğunu filmlerde gördüğü, mektup yazardık birbirimize. Mektubun popüler olduğu dönemlerin son zamanlarında teknolojinin de nispeten gelişmesiyle, mektubun seyahat serüveni yanlış hatırlamıyorsam, üç güne inmişti. Üç gün bekler ama, meraklı postacı, komşu ve ya ana babamız yoksa, mektubun içeriğini bilen olmazdı. Ya da er erbaş değilsek mektubumuzu bizden başka okuyan olmazdı. Bu durumda günümüzdeki meraklı postacının adı Marc oluyor. Yoksa sadece postacı olarak kısıtlamamak mı gerekir? Er, erbaş gibi mi görülüyoruz da "ER WHATSAPP'I GÖRÜLMÜŞTÜR" mü yazacak çift mavi tikin yerine. Çok mu iyimser oldu? Mahkumların da mektupları okunuyordu değil mi? messenger'ı da Hapishaneye uyarlayalım da, gönlü kalmasın o zaman. Geçmişte mektubun içeriği sıkıntılıysa en fazla ana, babamızdan fırçayı yer, otururduk. Gelecekte ise sadece fırçayla kurtulamayacak gibiyiz. Umarım son whatsapp mesajımızdan ya da messenger mesajımızdan sonraki iletişim aracımız tekrar mektup olmaz. Zarfın üzerinde de kocaman bir "G Ö R Ü L M Ü Ş T Ü R" damgası olmaz... Hakan Algan Resmi Web Sitesi

Yorumlar

  1. Çok güzel dile getirmişsin Hakan kardeşim. Kalemine ve yüreğine sağlık...

    YanıtlaSil
  2. Çok doğru tespit yerli yerinde bı yazı kutlarım hakan abi👏👏👏🙏

    YanıtlaSil
  3. Biz biraz yaş almış gençler için mektuplar daha iyiydi diyoruz. Gelen mektubun tadı uzun süre kalırdı yüreklerde

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şarkılarımız bile var mektuplar üzerine yazılmış. Whatsapp üzerine yazılı bir tane şarkı yok 😀

      Sil
  4. Bizim dönem zamanda yolculuğu da gördümüydü , Tamam OLDUK biz artık ya 😅😅

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Boş ver iyi bir şey değil zaman makinası. Geçeñ gün durduk yerde 4. Murattan fırçayı yedim. 😀😀😀

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

10 KASIM

  ... KONUŞULMUYOR Konuşulmuyor Denize döktüğün düşmañ Kovaladığın kargalar kadar. Sünnet diyorlar entariye, Deve yerine cipĺe gezenler. Düşünmek bile istemiyor Kurduğun kurumlardakı makamda oturanlar, En çok da kul hakkından bahseden bunlar. Dinini öğrensin diye tercüme ettirdiğin Kuran, En kıymetli kitap, dolabimızda duran. Okuyan yok ama, herkes alim evinde bulunduran Nohutun tadı kalmadı sensiz kaldıķtan sonra, Zaten rakıyı da keyiften değil, kahırdan içer olduk.  Mezeler ithal olunca. Olsun be Atam, Bu ülkeye yeter İzinde koşan bir avuç insan kalsa eğer. Hakan Algan 

ÇÜRÜK BASAMAK

Düşünsenize, şu anda harika manzarası olan, ahşap, dublex bir evin verandasındasınız. Kahvenizi yudumlarken seyrettiğiniz manzara artık yeterli gelmemeye başlıyor ve üst kattan manzaranın daha güzel olduğunu ve oraya çıkmanız gerektiğini düşünüp, merdivenlere yöneliyorsunuz. Elinize aldığınız kahve fincanınızla ahşap merdivenleri çıkmaya başlıyorsunuz. Tam merdivenin ortalarına geldiğinizde, ahşapı artık çürümüş olan basamağa adımınızı attığınızda basamak kırılıyor. Kahvenizin döküldüğü yetmiyormuş gibi, ayağınız da inciniyor. Biraz toparlandıktan sonra basamakları çıkmaya devam ediyorsunuz. Hedefiniz üst kata çıkmak. Sonra basamakları çıkarken daha dikkatli olduğunuzu fark ediyorsunuz. Adımlarınızı daha temkinli atıyorsunuz. Çünkü ilk kazada hem ayağınızı incittiniz hem de kahvenizi kaybettiniz. Aynı sorunları tekrar yaşamak istemiyor, yine de yolunuzdan dönmeyip, üst kata ulaşıp, daha güzel gözüken manzarayı seyrediyorsunuz. Aynı hayatımızda, basamakları çıkarken karşımıza gelen ç...

SARIŞIN-ESMER

  Nasıl çeşit çeşit yaratılmışız değil mi? Esmer var, sarışın var, siyahi var, çekik gözlü var. Bir çoğumuza aradaki farkı görebildiğimiz için olağan geliyor. Renkli gözler de yakışmış diye yorumlar bile yapıyoruz. Hatta marifetmiş gibi insanları da görebildiğimiz bu dış özelliklerine göre sınıflandırıyoruz. Haĺ böyle olunca görmediğimiz için anlamak istemediğimiz diğer farklılıklarımızı iyiki de anĺamak istemiyoruz demekten kendimi alamıyorum. Çünkü en yakınlarımız bile bu farklılıklarımızı sarışın ya da esmer olmamız kadar doğal karşılayamıyor. Belki içinizde bu yazdıklarıma hak verecek ama kendisiyle yüzleşme cesareti olmadığı içın "boşveeeer" diyenler çıkacak. Bana sorarsanız boşverilmeyecek kadar önemliçünkü telâfisi güç zararlar açabilir. Hani bazen karşımızdakine deriz ya; "bundan bu kadar etkilenecek ne var" diye. Ya da "sende bu kadar hassas olmayıver", diyoruz. Nedense bunların da sarışın ya da esmer olmak gibi yaradılış özelliği olduğunu ve deği...