Dünyann en züğürt turistini de ülkemizde ağırlyoruzz. Hem de öyle böyle değil. Neredeyse bir yıldır buradalar. Resmen çöktüler. Üstelik ölmesin diye, bir de besliyoruz. Tam anlamıyla "bağrımıza bastık", misafir ediyoruz. Üstelik yetkililerin, "bağrımıza" basmayalım diye, geçiş yollarını kapatmamızı istedikleri halde. Adam kalktı, ta Çin`den buraya kadar ne yol parası ödedi, ne yemek parası. Bindi milletin sırtına, geziyor duruyor. Hele ülkemize geldiğinde, muhakkak akrabalarını da aramış, buradan bahsetmiştir. "Abi Türkiye diye bir yere geldik, acayip misafirperver bir milleti var. El ele, göz göze, dip dibe oturuyoruz burada. Adamlar bırak korkup kaçmayı, kucak bile açtılar bize. Atlayın ilk uçağa binecek birinin boğazına, buraya gelin." diyorlardır koronaca.
Birazcık şu "misafirperverliğimizi" dizginleyelim yoksa hiç gitmeyecek buradan. Tamam, uçağa para vermeden geldi buralara kadar. Belli ki, alkolle arası da yok. En azından kolonyanın şişesini gösterseydik de ilk uçakla geri gitseydi. Hadi bunu yapmadık, maskenin üzerinde taşıdık getirdik havaalanından yerleşim alanlarına kadar. Maskeyi neden çöpe atmadık da, en güzel otellerde, sıcacık evlerde misafir ettik? Bu kadar imkanı, konforu bulmuş, gider mi hiç? Bir de arsız ki, hem para pul vermiyor, hem de yeni ev istiyor. Yeni ev isteyenleri de hapşırıp, tıksırıp başka evlere yerleştirdik. O evi beğenmedi, öbürüne götürdük. Eğlenmek istiyorum dedi, partiler düzenledik. Evde oturmak istemiyorum dedi, devlet evde otur dediği halde, gezmeye çıkarttık.
Sen onun yerinde olsan gider misin memleketind? Adam gelmiş korona cennetine, sağı solu huri dolu hacı abi gibi yaşıyor. Anası babası da ne arıyor, ne soruyor. Hayırlı bir şey olsa bu kadar salmazlardı. Hiç olmazsa bunu düşünüp, almayın evinize.
Maskenize, fiziki mesafenize dikkat edin ki, uzak dursun bu bulaşık beleşçi...
Hakan Algan Resmi Web Sitesi
Hiç düşündünüz mü, yeryüzünde kaç canlı var? Milyon? Milyar? Trilyon? Katrilyon? Çeşit, çeşit. Bazısı tek hücreli, bazısı kafadan bacaklı, bazısı ise etçil, otçul diye uzayıp gidiyor. Çoğu da birbirini biliyor. Denizin bilmem kaç metre altında yaşayan bir balık; karşısına çıktığında kendisini kabartarak atarlanan diğer deniz canlısına bulaşmaması gerektiğini biliyor. Neticede atarlı abimizin bir duruşu var ve bu duruş kendisine bir saygınlık sağlamış denizler aleminde. Karada ise gerek avını ürkütmek için, gerekse de kendisini saldırıya karşı savunabilmek için omurgasını kullanarak şeklini değiştirenler çıkıyor karşımıza. Omurgasını kullanarak hem kendisini koruyabilir, hem avını görüntüsüyle ürküterek daha kolay avlayabilir, en önemlisi de karşısındakini korkutarak da olsa saygısını kazanır bu duruşuyla. Biz insanlar da omurgalılardanız. Bir kısmımız her ne kadar içgüdüsel kullanarak, sadece kavgalarda horozlanmak (!) için kullansak da, omurgalıyız işte. Halbuki omurgamızı fikirler...

🥺🥺🥺🥺🥺💖💖💖💖
YanıtlaSilHerşeyden vazgeçer bu millet de geleneklerinden ve ülkesinden vazgeçemez...
YanıtlaSil😷😷😷
YanıtlaSilAlışmaya başlasık ama ...
YanıtlaSil