Ana içeriğe atla

AŞICI GELDİ AAANIIM

Gördüğüm kadarıyla milletin aşıya ulaşması biraz zor olacak gibi. Salgının ilk günlerinde de maskeye ulaşmakta zorlanmıştık ya, işte onun gibi. Yetkililer televizyonda maske yapımını tarif etmişlerdi. Pamuklu kumaştan yapın, üç kat olsun falan diyorlardı. Hatta evlerde bu tarifle maske yapmıştık ki, ben dikiş makinesi bile almıştım. Şu anda da aşı krizi yaşıyoruz aslında. Nüfus 82 milyon, şimdilik gelen aşı 3 milyon. Önümüzde bir kaç seçenek var. Bunlardan biri daha çok aşı getirtmek, diğeri gelen aşıyı kardeş payı yapıp, 82 milyona üleştirmek. Bu iki seçenekte, kararı verebilme yetkimiz olmadığından, vatandaş olarak bizim yapabileceğimiz bir şey yok. Geriye son bir seçenek kalıyor. Televizyonlarda bir sürü yemek programı var. Bu programlarda yetkililer aşının tarifini versin. Maskede olduğu gibi. Hapını bile yaparız alimallah. Bir tutam virüs, 3/4 bardak su, aldığı kadar un, kulak memesi kıvamında yoğurup, küçük misketler halinde tepsiye yağlı kağıtın üzerine dizip, 180°C sıcaklıkta yarım saat pişirin. Çayla birlikte tüketin. Şaka bir tarafa bütün dünyada liderler azıcık şov peşinde gibi. Kameralar karşısında, ne olduğunu bilmediğimiz aşıları kendilerine enjekte ettiriyorlar. Umarım gerçek ve konusu geçen aşıları vurduruyorlardır. Geçmişi düşünüyorum da, Çernobil faciasının ardından, karadenizdeki çayların radyasyonsuz olduğunu ispatlamak için nerenin olduğunu bilmediğimiz çayları kamera karşısında içmişlerdi siyasilerimiz. Sonra da yanlış hatırlamıyorsam, imha edilen çayların haberlerini izlemiştik. Hatta kızılırmaktan su getirildikten sonra, kameralar karşısında,"bu su içilebilir" denilerek hangisi olduğunu bilmediğimiz su içtiler siyasilerimiz. Sonra da halk musluklarından akan çamurun görüntüsünü paylaşmıştı. Amaaan neyse. Aklıma geldi de paylaşayım istedim. Benimki de paranoya... Her seferinde de aynısı olacak değil ya... Hakan Algan Resmi Web Sitesi

Yorumlar

  1. Bu sefer kesin farklı olcak...😋

    YanıtlaSil
  2. Hiç bir firma aşının koruyuculuğunda garanti etmiyor sonuçta fakat herkes aşı peşinde ve dikkat ettim ki aşı tarifi peşinde olan tek seni gördüm abi, bol kazançlar :)

    YanıtlaSil
  3. Sulandırıp üleştirebiliriz gayet mantıklı...

    YanıtlaSil
  4. Umarım bu yeni yılda eksikliğini hissettiğimiz her ne varsa artık bizimle olur. Mutlu yıllar herkese 😊

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

YARIM ELMA GÖNÜL ALMA

Bugün size çok sevdiğim bir komşumuzla aramızda geçen bir anımızı anlatacağım. Çoğunuzun bildiği gibi yaz aylarında Kütahya'nın kaplıca bölgelerinden birisi olan Yoncalıda kalıyorum. Çok tatlı komşularım var. Hele "Kötaaya şivesiynen gonuşuvesinle bi, nahanda onlaa dinleyiverisin aaşama gadaa" Doğal olarak ihtiyaçlar için zaman zaman Kütahya'ya gitmek gerekiyor. Yine ihtiyaçlarımızı almak için Kütahya'ya gitmek üzere evden çıktığım bir gün, hiç bir zaman benden dualarını esirgemeyen; Mürüvvet teyzem ve Hüsniye teyzem namaz saatleri dışında kalan zamanlarını değerlendirdikleri apartmanın kapısının önünde oturuyorlardı. Ayak üzeri biraz sohbet edip, hal hatır sorduktan sonra, arabaya doğru giderken, "Kütahya'dan istediğiniz bir şey var mı?" diye sordum. Hayatımda yediğim en lezzetli haşhaşlı gözlemenin ustası olan Hüsniye teyzem "a-ah olum. Sağ salim gidip gelive yeter" dedi. Mürüvvet teyzemse bana doğru burnunu kıvırarak; "sağol olum...

SARIŞIN-ESMER

  Nasıl çeşit çeşit yaratılmışız değil mi? Esmer var, sarışın var, siyahi var, çekik gözlü var. Bir çoğumuza aradaki farkı görebildiğimiz için olağan geliyor. Renkli gözler de yakışmış diye yorumlar bile yapıyoruz. Hatta marifetmiş gibi insanları da görebildiğimiz bu dış özelliklerine göre sınıflandırıyoruz. Haĺ böyle olunca görmediğimiz için anlamak istemediğimiz diğer farklılıklarımızı iyiki de anĺamak istemiyoruz demekten kendimi alamıyorum. Çünkü en yakınlarımız bile bu farklılıklarımızı sarışın ya da esmer olmamız kadar doğal karşılayamıyor. Belki içinizde bu yazdıklarıma hak verecek ama kendisiyle yüzleşme cesareti olmadığı içın "boşveeeer" diyenler çıkacak. Bana sorarsanız boşverilmeyecek kadar önemliçünkü telâfisi güç zararlar açabilir. Hani bazen karşımızdakine deriz ya; "bundan bu kadar etkilenecek ne var" diye. Ya da "sende bu kadar hassas olmayıver", diyoruz. Nedense bunların da sarışın ya da esmer olmak gibi yaradılış özelliği olduğunu ve deği...

MESLEK

Çocuklara büyüyünce ne olmak istediklerini sorduğumuzda ilk sıralardaki meslekler doktor, öğretmen, mühendis, polis, mimar, asker gibi mesleklerdir genelde. Bu mesleklere yönelmelerinin sebebi de çoğunlukla ebeveynleridir. Bazısı ısrarcı oldukları mesleğin daha iyi bir gelecek sağlayacağına inanır, bazısı da olmak isteyip de olamadıkları mesleği çocuklarının yapmasını istediklerinden ısrar ederler. Bu ısrarın dozunu bazen o kadar kaçırırlar ki, çocuk dünyanın en önemli mesleğini, ebeveynlerinin kendisini yönlendirdiği bu meslek olarak görür. Hatta çocukluğundan beri hedeflediği bu mesleğe ulaştıktan sonra bile bu düşüncesini devam ettirip, diğer meslek sahiplerini hor görebilecek hale gelir. Herkes için kendi işi çok önemlidir ama sadece bu kadar. Çünkü bu dünyada hep beraber, ortak bir yaşam sürdüğümüzü unutmamalı, gözümüzün dönüp kendimizi diğerlerinden üstün görmemize neden olmasına izin vermemeliyiz. Yani meslek grubuyla değil, tamamen karakterle ilgili bir durum. Çocukluğundan...