Çeşit çeşit gözlük var. Yakını gösteren, uzağı gösteren, güneşten, ışıktan gözlerimizi koruyarak görmemizi kolaylaştıran, gördüklerimizin sarsntısını yumuşatmak için amortisörlü olan. suyun altında rahat görebilmemiz için denizde kullanılanını. Hepsinin amacı da görmemizi kolaylaştırmak. Şayet görmek istiyorsak. Ama bir benim istediğimden yapmadılar. İnsan sesini görüntüye çeviren.Bazı durumlar da var ki, görmek istemeyiz. Genelde sevdiklerimizin kusurları ya da yaptıkları yalnışlardır bunlar. Görmemiz için hangi merceği verirlerse versinler göremeyiz. Çünkü böyle durumlarda gözler, beyin, mantık devreden çıkar ve gözü çıkasıca duygularımızla bakarız. Bu sevdiklerimiz karşı cins olduğu gibi, tuttuğumuz takım, sempatizanı olduğumuz siyasi partiler ve benzerleri olur. İşte konu onlar olunca sahtekâr dediğimiz duygular devreye girip, gözlerimizi kapatır ve bir çok kusuru görmemizi engeller. Sonuçta birbirimizi kırmaktan bile çekinmeyiz.
Artık görüntüleme teknolojisinin bu kadar ilerleyip, MR, ultrason, teleskop gibi bir sürü makinayı yaptıkları çağımızda bir gözlük daha yapsalardı ne iyi olurdu. Sesleri görüntüye çeviren gözlük. Ama her sesi değil. Gözlüğü takıp, konuşanı dinleyeceğiz. Ondan çıkan seslerden gerçek niyetini de analiz edip, görmemizi sağlayacak. Düşünsenize, bu gözlüğü takanı hiçbir dolandırıcı, yalancı, sahtekâr kandıramaz. Gözlüğün sahtesini yapıp satarlarsa, onu bilemem. Çiçeğin cinsini bilemesem de dünyanın çiçek gibi olacağına eminim. Sevdiğimizin gerçekten sevip sevmediğini, tuttuğumuz takımın "şampiyon olacağız" derken buna kendilerinin inanıp inanmadığını, siyasi liderlerimizin "millet için çalışacağız" derken samimi olup olmadıklarını görebileceğiz. Yani, duygularımızın bizi kandırdığı görüntüleri değil, gerçek görüntüleri göreceğiz.
Hakan Algan Resmi Web Sitesi
Hiç düşündünüz mü, yeryüzünde kaç canlı var? Milyon? Milyar? Trilyon? Katrilyon? Çeşit, çeşit. Bazısı tek hücreli, bazısı kafadan bacaklı, bazısı ise etçil, otçul diye uzayıp gidiyor. Çoğu da birbirini biliyor. Denizin bilmem kaç metre altında yaşayan bir balık; karşısına çıktığında kendisini kabartarak atarlanan diğer deniz canlısına bulaşmaması gerektiğini biliyor. Neticede atarlı abimizin bir duruşu var ve bu duruş kendisine bir saygınlık sağlamış denizler aleminde. Karada ise gerek avını ürkütmek için, gerekse de kendisini saldırıya karşı savunabilmek için omurgasını kullanarak şeklini değiştirenler çıkıyor karşımıza. Omurgasını kullanarak hem kendisini koruyabilir, hem avını görüntüsüyle ürküterek daha kolay avlayabilir, en önemlisi de karşısındakini korkutarak da olsa saygısını kazanır bu duruşuyla. Biz insanlar da omurgalılardanız. Bir kısmımız her ne kadar içgüdüsel kullanarak, sadece kavgalarda horozlanmak (!) için kullansak da, omurgalıyız işte. Halbuki omurgamızı fikirler...

Ilk gözlük siparişini ben veriyorum, Hakan.
YanıtlaSilBulsam hemen alacağım. Sana da hediyem olsun
SilBen buyur bir gözlük olsa siyasiler için kullanırdım.😁😁😁
YanıtlaSil