Ana içeriğe atla

SOKAK OYUNLARI

Bizden sonraki nesile bırakmamız gerekenler neler? Üzerimize düşen görevleri yeterince yerine getiriyor muyuz? Kendinize bu soruları hiç sordunuz mu? Sizce ev, arsa tarla, para yeterli mi? Çocukluğumuzun oyunlarını da öğretsek, mirasımızın bir parçası da bu oyunlar olsa fena mı olur? Yoksa; "ben çocukluğumu doya doya yaşadım. Ne yapalım, onların zamanı da böyle, bilgisayar başında, elinde telefon, tabletle geçecek" diyerek, kendimizi samimiyetsiz bir kandırmacanın içine mi sokuyoruz? Ya da "zaten sevmezdim o oyunları hep beni ebe yaparlardı" diye sinir olduğunuzdan mı öğretmek istemiyorsunuz? Biraz gerçekçi bakabildiğimizde, onları sırf kendimizi düşündüğümüzden, sanki zamanmızı boşa harcıyor gibi hissettiğimizden,başımıza icad çıkartmayalım diye evlatlarımızın bağışıklık sistemine bile olumlu etkilerinin olacağı bu imkandan mahrum bıraktığımızı göreceğiz. Evet zaman değişiyor, oyunlar da bununla paralel değişiyor olabilir. Hatta ben teknolojik oyuncaklara da karşı değilim. Söylemek istediğim;hayatımızın en önemli varlıkları olan, çocuklarımız için kullanacağımız zamanı onlardan esirgemeyelim. Meslek hayatına atıldıklarında, ya da okullarında ister istemez teknolojiyle içli dışlı olacaklar zaten. Bizlerin çocukken neler yaptığımzı onlardan gizliyor gibi davranmanın bir anlamı yok ki, sanki utanılacak bir şeymiş gibi. Tamam, belki biraz dalga geçecekler, bizim oyunlarımız onlara belki ilkel de gelecek ama biz yine de öğretelim, tercihi onlara bırakalım. İster oynasınlar, ister oynamasınlar. Saklambaçı, dalyayı, ip atlamayı, yakartopu, daha nicelerini bilmeleri onlara nasıl bir zarar verebilir ki? Bize zarar vermedi sonuçta. Zarar vermenin aksine, takım çalışmasını, insan ilişkilerini öğrenmesinin, eminim hayata dair faydası bile olacaktır. Hele fiziki açıdan sağlayacağı faydalar sanırım say say bitmez. Dengesini sağlamasına, obeziteden korunmasına, fazla enerjisini atmasına, boşaltım sistemine, sinir sistemine vs vs. Ben bu konuda uzman değilim, inanmayabilirsiniz ama uydurduğumu düşünen varsa, bir uzmanla konuşmanız daha sağlıklı olacaktır. Bunları ya da bunlara yakın şeyleri duyacaksınız. Ben sadece gelenekselci bir yapyıa sahibim. Sokak oyunları oynadğımız arkadaşlarım Orbay, Tevfik, Hüseyin, Hakan, Füsun, Alev`le hala görüştüğümüz halde, daha sonra hayatıma giren bir çok kişinin adını bile hatırlamıyor olmam da, bu oyunları oynadığımız zamanlardaki arkadaşĺarımızla olan çıkarsız sevgilerimizden doğan arkadaşlıklarımızdan kaynaklandığını bildiğimiz halde, canımızdan çok sevdiğimiz evlatlarımızı bu dostluklardan mahrum etmemiz, hatta belki de onları yalnızlğa sürüklememiz bencillik olmuyor mu? Sanki birazcık da mirasımızdan mahrum ediyoruz gibi hissetmenize sebep olmuyor mu? PAZARTESİ GÜNÜ YAZIMIN BAŞLIĞI "DOMATES,BİBER,PATLICAN" Hakan Algan Resmi Web Sitesi

Yorumlar

  1. ❤️❤️❤️❤️🙏

    YanıtlaSil
  2. Ben o tremi kaçırdım galiba. Çocuklar teknolojinin esiri oldular bile. Sokağa çıksınlar diye kaykaydan bisiklete, misketten futbol topuna kadar herşeyi aldım. Ev oyuncak dükkanı gibi ama onlar internette arladaşları ile oynuyorlar. Ben de aldım misketleri evde nostalji yapıyorum :((

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. En güzelini yapıyorsunuz. Bilye ile sayılar ve matematik çok güzel öğretilir. 2,3,katları, tek tek sayılabilmesi. El bezi yada yastık altına konulup elinizle kaçtane aldığınızı göstermeden zihinden çıkarmaya geçiş yapılır. 3-7 yaş aralığına uygundur. İyi yıllar
      Sayğılar.

      Sil
    2. Trenin bir sonraki durağında torununuz bekliyor

      Sil
  3. Sokak oyunlarının son temsilcileri olarak hala hayatımızın birçok noktasında bu oyunların bize kazandırdıklarının faydalarını görüyoruz.Pandemininde etkisiyle çocuklarımız sanal bir yalnızlığa itiliyor maalesef...

    YanıtlaSil
  4. Doğru tesbit kardesim bu oyunlar bu tür arkadasliklar Bizim nesil ile birlikte tarih olacak

    YanıtlaSil
  5. Çocuğumla oynamadığım(Hayat telaşında) bilyeleri(hatıra diye sakladığım Güneşin bilyelerini) torunumla oynuyoruz. Tabi ki sokaklarda değil de,,Günah çıkarır gibi,, Torunumla ortak bir zaman geçirmiş oluyoruz. Bana da nostalji oluyor.. Gençlere (benim gibi pişmanlık duymamaları adına, kendi anımıda paylaştım) çok güzel öğütler yazmışsın. Ayrıca unutmamak gerekir. İnsanın anılarını içindeki en güzeli çocukluk anıları,, masum ve mutlu,,

    YanıtlaSil
  6. Yüzde yüz haklısınız kaleminize sağlık

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

DUVAR En yararlı, bir o kadar da zaŕarlıdır duvar örmek. O nasıl oluyor diyenleri duyar gibiyim. Kullanıma bağlı. Duvarı nereye ördün? Ne kadar ördün vs, vs. Gizlenmek için mi, örtünmek için mi ördün? Sana zarar verecek doza göre, seni görmemesini mi, yoksa ulaşıp da zarar vermemesini mi istiyorsun? Önce buna karar verip ona göre örmeli duvarı. çok güçlüyse o duvarı aşamamalı.Bana bulaşmasın, geçsin gitsin diyorsan sağlamlığı önemlı değil. Görmesin yeter. Önemli olan doğru tehlikeyi tesbit edersen ona göre duvar örmek. İşte o zaman yararlı olur.

ENERJİ VAMPİRLERİ

  ... Adı ürkütücü değil mi? Aslında vampirler kadar olmasa da bunlar da korunmazsak az zarar vermez bize. Canlı ya da cansız her şeyin arasında bir enerji alış verişi olduğu zaten ıspatlanmış. İnsanlar arasında da bu alış veriş vardır. Siz de fark etmişsinizdir. Bazılarının yanında kendimizi çok mutlu hissederiz ve hemen "Ne kadar pozitif birisi" derız. Hatta fırsatını buldukça O'nu görmek isteriz. Bunun tam tersi, aynı ortamda bulunduğumuzda, neredeyse yaşama sevincimizin bile tükendiğini hissettiğimiz insanlar vardır. Onların enerji kaynağı diğer insanlardır. Gerek konuşmalarıyla, gerek tavırlarıyla sizdeki enerjiyi tüketir, kendileriyse sanki depoyu fullemiş gibi kalkar masadan. Artık tükenmiş gibi hissedersiniz kendinizi. Bunlar en yakınlarınız bile olabilir. Çoğu farkında bile olmadan yapar bunu. Çünkü kendisini bu şekilde iyi hisseder. Bu insanlar kanınızı emip öldürmez ama, enerjinizi emip, tüketir. Tercih meselesi ama bana sorarsanız; "sana doyum olmaz, ben ...

BAKIŞ AÇISI

  Akşama kadar ne çok şeye şahit oluyoruz gözlerimizle. Hepsini de gördüğümüzü sanıyoruz ama onun arkasında ya da yanında duranları da görüyor muyuz? Belki de göremediğimizden kahraman sandıklarımız kâbusumuz, kâbusumuz sandıklarımız da aslında kahramanımız ama biz farkında değiliz. Bunu fark edebilmemiz için sanki arkasına bakıp da değerlendirmemiz gerekmiyor mu? Ya da açımızı değıştirip, yanĺarına da bakmamız. Ne çok şey saklanabiliyor oralara. O yüzden karşılaştıklarımızın sağına, soluna, arkasına bakıp, sadece ön cephesinde gördüklerimizle değerlendirmesek daha sağlıklı değerlendirebiliriz sanki. Böylece kahramanımızı da, kâbusumuzu da ayırt edebiliriz. Sadece bakarken boynumuzu hafifçe sağa, sola eğmemiz ve arkasına dolaşıp bakmamız yeterli. Hakan ALGAN Resmi internet sitesi