Ana içeriğe atla

OH BE, AĞRIM VAR

Hem de o kadar çok ki, mutluluktan uçuyorum. Aslında her ne kadar can sıkıcı bir durum gibi gözükse de, gerçekçi bir gözle baktığımızda, sevindirici bile olabilecek durum. MS teşhisinin konduğu ilk günden beri, rahmetli babamın; "marifetmiş gibi herkese söyleme" demesine rağmen bir çok arkadaşımın yaptığının aksine, bu rahatsızlığımı hiç kimseden saklamadım. Ne kız arkadaşlarımdan, ne iş verenimden, ne de yeni tanıştıklarımdan. Rahatsızlığı olan bazı insanlar da, bunu kimseden saklamıyor. Hatta bire bin katıp anlatmayı tercih edenler bile var içlerinde. Onların amacı başka olabiliyor. Ben işverenim bu durumuma göre benim için yatırım yapsın, kız arkadaşım durumumu en başından bilsin ki, ona göre yolumuzu çizelin diye hiç gizleme gereği duymadım. Düşünsenize, bir iş yerine en alt görevde de başlasanız, en üstte de, çalıştığınız konuma göre size bir yatırım yapacaklar. Bunu da araya sıkıştırdıktan sonra konuya geri döneyim. MS hastası olduğumu söylemem gerekiyordu ki, yazıyı okuyanlar, "adamın tuzu kuru üfürüyor, ağrı nedir bilmiyor" demesinler. Bazı zamanlar oluyor ki, ağrıdan ölüyorum. Özellikle bacaklarımı "kes, at" daha iyi dedirtecek kadar. Sapık mı, mazoşist mi bu adam demeyip, hedefe 180 derecelik bir açıyla tekrar bakın. Bir ağrı varsa, ağrının olduğu yerde halâ bir yaşam var demek değil mi? Yaşıyor ki, ağrıyor. Hiç hissetmesek çok daha kötü. Şükürler olsun ki, hissedebileceğimiz bir kolumuz, bacağımız var anlamına geliyor benim için. Ağrısın, geçer... Hakan Algan Resmi Web Sitesi

Yorumlar

  1. Nasıl net anlatmışsın hakan abi👏👏👏

    YanıtlaSil
  2. Kendinle ve çevreyle o kadar barışıksın ki..Birde manevi gücün yüksek. Ağrısız, dertsiz günlerin çok olsun Hakan'cım.

    YanıtlaSil
  3. Sen düzgün dürüst adam gibi adamsın sağlık ve mutluluk dilerim

    YanıtlaSil
  4. YİNE, NOKTAYI KO YMUŞSUNUZ
    Söyleyeceğim hiç bir şey yok.

    YanıtlaSil
  5. Bundan sonraki yanıtımı. Küçük harfle ve ekranımı yatay tutarak yazacağım.
    Belki düzğün olarak aktarılır.
    Çok özel, 3-5yılda ancak basılabilen bir derğiyi incelerken, orta sayfasında hem şîve bozukluğu
    hece ortasından ayırma, hemde hatalı bilği ile karşılaştığım ânı anımsadım.

    YanıtlaSil
  6. Düzgün insan olmak kolay değil, ağrısız sızisız günler seninle olsun, Hakan.

    YanıtlaSil
  7. Hakancım hastalığını veya derdini saklamak çok anlamlı gelmiyor bana da. Tabi ki durup dururken kimse benim şu hastalığım var bu derdim var demez ama paylaşılması gereken durumları da bilmek lazım. MS gibi en zor hastalıklardan bir tanesiyle çok başarılı bir mücadele veriyorsun ve rol model oluyorsun. Takdir ediyorum ve şifa bulmanı diliyorum 🙏 🌷

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim Müge. Bu mücadelemdeki en büyük motivasyon kaynağım, çevremdeki sen ve senin gibi arkadaşlarım. 🙏

      Sil
  8. Her çektiğiniz ağrı şifa olsun sağlık afiyet versin
    Ömrünüze bereket

    YanıtlaSil
  9. 👏Hayatta her şeyden şikayet edenlere okutmak lazım. 🌼

    YanıtlaSil
  10. Kendisiyle barışık yaşayabilen nadir insanlardansın Hakan kardeşim.Rahmetli Babanız Hala oğlum Hikmet Abiminde Mekânı cennet olsun inşallah .Kütahya ya geldiğinizde sizleri misafir etmek isterim.Kendine iyi bak kardeşim. Selâmlar. Sevgiler...

    YanıtlaSil
  11. Allah şifa versin sen cocukkende dürüst tun bugünde seninle iftihar ediyorum hakancim

    YanıtlaSil
  12. Ben de çekinmedin kimseye yol arkadaşımı anlatırken abim. Belki de MS'imizi böyle kabul ettiğimizden pes etmedik hiç bir zaman, kim bilir? Tebrik ediyorum seni abicim 👏👏

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

OMURGA ÖNEMLİ

Hiç düşündünüz mü, yeryüzünde kaç canlı var? Milyon? Milyar? Trilyon? Katrilyon? Çeşit, çeşit. Bazısı tek hücreli, bazısı kafadan bacaklı, bazısı ise etçil, otçul diye uzayıp gidiyor. Çoğu da birbirini biliyor. Denizin bilmem kaç metre altında yaşayan bir balık; karşısına çıktığında kendisini kabartarak atarlanan diğer deniz canlısına bulaşmaması gerektiğini biliyor. Neticede atarlı abimizin bir duruşu var ve bu duruş kendisine bir saygınlık sağlamış denizler aleminde. Karada ise gerek avını ürkütmek için, gerekse de kendisini saldırıya karşı savunabilmek için omurgasını kullanarak şeklini değiştirenler çıkıyor karşımıza. Omurgasını kullanarak hem kendisini koruyabilir, hem avını görüntüsüyle ürküterek daha kolay avlayabilir, en önemlisi de karşısındakini korkutarak da olsa saygısını kazanır bu duruşuyla. Biz insanlar da omurgalılardanız. Bir kısmımız her ne kadar içgüdüsel kullanarak, sadece kavgalarda horozlanmak (!) için kullansak da, omurgalıyız işte. Halbuki omurgamızı fikirler...

ENERJİ VAMPİRLERİ

  ... Adı ürkütücü değil mi? Aslında vampirler kadar olmasa da bunlar da korunmazsak az zarar vermez bize. Canlı ya da cansız her şeyin arasında bir enerji alış verişi olduğu zaten ıspatlanmış. İnsanlar arasında da bu alış veriş vardır. Siz de fark etmişsinizdir. Bazılarının yanında kendimizi çok mutlu hissederiz ve hemen "Ne kadar pozitif birisi" derız. Hatta fırsatını buldukça O'nu görmek isteriz. Bunun tam tersi, aynı ortamda bulunduğumuzda, neredeyse yaşama sevincimizin bile tükendiğini hissettiğimiz insanlar vardır. Onların enerji kaynağı diğer insanlardır. Gerek konuşmalarıyla, gerek tavırlarıyla sizdeki enerjiyi tüketir, kendileriyse sanki depoyu fullemiş gibi kalkar masadan. Artık tükenmiş gibi hissedersiniz kendinizi. Bunlar en yakınlarınız bile olabilir. Çoğu farkında bile olmadan yapar bunu. Çünkü kendisini bu şekilde iyi hisseder. Bu insanlar kanınızı emip öldürmez ama, enerjinizi emip, tüketir. Tercih meselesi ama bana sorarsanız; "sana doyum olmaz, ben ...

SARIŞIN-ESMER

  Nasıl çeşit çeşit yaratılmışız değil mi? Esmer var, sarışın var, siyahi var, çekik gözlü var. Bir çoğumuza aradaki farkı görebildiğimiz için olağan geliyor. Renkli gözler de yakışmış diye yorumlar bile yapıyoruz. Hatta marifetmiş gibi insanları da görebildiğimiz bu dış özelliklerine göre sınıflandırıyoruz. Haĺ böyle olunca görmediğimiz için anlamak istemediğimiz diğer farklılıklarımızı iyiki de anĺamak istemiyoruz demekten kendimi alamıyorum. Çünkü en yakınlarımız bile bu farklılıklarımızı sarışın ya da esmer olmamız kadar doğal karşılayamıyor. Belki içinizde bu yazdıklarıma hak verecek ama kendisiyle yüzleşme cesareti olmadığı içın "boşveeeer" diyenler çıkacak. Bana sorarsanız boşverilmeyecek kadar önemliçünkü telâfisi güç zararlar açabilir. Hani bazen karşımızdakine deriz ya; "bundan bu kadar etkilenecek ne var" diye. Ya da "sende bu kadar hassas olmayıver", diyoruz. Nedense bunların da sarışın ya da esmer olmak gibi yaradılış özelliği olduğunu ve deği...