Bir çoğumuz, birisine kızdığımızda, hemen "aptal" anlamında kullandığımız, "kuş beyinli" tanımını yaparız "insan beynimizle". Kazların göçlerini gerçekleştirirken hava direncini en aza indirebilmek için ve güçlerini en verimli şekilde kullanabilmek adına, yerlerini sırasıyla değiştirip "V" şeklinde uçtuğunu göz ardı ederek. Hatta eşi öldüğünde başından ayrılmayan angut kuşunun sadakatini önemsemeyerek. Yoksa bir karganın, yerden veya ağaçtan aldığı cevizi kırabilmek için, yüksekten aşağıya bırakmasını mı örnek vermeli? Örnekler böyle uzayıp giderken, ben size bir dönem beslediğim güvercinlerden bahsedeceğim.
Evimin terasında güvercin beslemiştim. Sadece uğraşacak bir şeyler olsun diye, Esatın tavsiyesiyle ve bir çift güvercinle başlamıştım. Ölenler, çoğalanlar derken, beslemeyi bıraktığımda oniki güvercini başkalarına dağıttım. Ama çok şey öğrendim o "kuş beyinliler"den. Tek eşliler. Hepsi bir kümeste ama raf gibi ayrı yuvalarda kalıyorlardı. Evleri burasıydı. Eşleriyle kaldıkları yuvalarına, erkek olanı diğer erkek güvercinleri yaklaştırmıyordu bile. Hele dişisi yumurtladığında ve kuluçkada yatarken, erkek olan resmen başında nöbet tutuyordu. Yuvayı dişi kuş yapıyor, doğru ama malzemeyi erkek getiriyor. Dişi de gelen malzemeden kullanılabilecek olanları seçip, kullanıyordu yuvayı yaparken. Yem verdiğimde, erkek hemen karnını doyurup, yuvaya geri dönüyor ve dişiyi gagasıyla dürtüp, yemini yemesi için kaldırıyor, sonra da kendisi yumurtanın soğumaması için üzerinde yatıyordu. Öyle, "gazetemi, kahvemi getir de yatayım" demiyordu da. Bu "kuş beyinliler" için hayat müşterekti.
Evet, beyinleri diğer canlıların çoğunun beyninden küçük ama, şöyle de düşünmek gerekir. Bir tarafta koca bir çuval patatesin sadece bir kilosu sağlam, geri kalanı çürük; diğer tarafta bir poşetin içinde 3 kilo sağlam patates var. Sanırım çuvaldaki diğer patatesleri çürütmemek lâzım.
Hakan Algan Resmi Web Sitesi
Hiç düşündünüz mü, yeryüzünde kaç canlı var? Milyon? Milyar? Trilyon? Katrilyon? Çeşit, çeşit. Bazısı tek hücreli, bazısı kafadan bacaklı, bazısı ise etçil, otçul diye uzayıp gidiyor. Çoğu da birbirini biliyor. Denizin bilmem kaç metre altında yaşayan bir balık; karşısına çıktığında kendisini kabartarak atarlanan diğer deniz canlısına bulaşmaması gerektiğini biliyor. Neticede atarlı abimizin bir duruşu var ve bu duruş kendisine bir saygınlık sağlamış denizler aleminde. Karada ise gerek avını ürkütmek için, gerekse de kendisini saldırıya karşı savunabilmek için omurgasını kullanarak şeklini değiştirenler çıkıyor karşımıza. Omurgasını kullanarak hem kendisini koruyabilir, hem avını görüntüsüyle ürküterek daha kolay avlayabilir, en önemlisi de karşısındakini korkutarak da olsa saygısını kazanır bu duruşuyla. Biz insanlar da omurgalılardanız. Bir kısmımız her ne kadar içgüdüsel kullanarak, sadece kavgalarda horozlanmak (!) için kullansak da, omurgalıyız işte. Halbuki omurgamızı fikirler...

Gerçekten çok yanlış bir söz"kuş beyinli" tüm canlılar çok akıllı
YanıtlaSil