Ana içeriğe atla

İMDAAAATTTT

Dünya var olduğundan beri insanların bir kısmı, dünya üzerinde ortaklaşa yaşayabilmek yerine, diğerlerini sömürerek yaşamayı tercih ediyor. Sadece çağa göre uyguladıkları yöntemler değişiyor. Bir dönem sömürebilmek için, insanları sınıflandırmışlar. Bunun için de ten rengini bahane etmişler. Adına da ırkçılık koymuşlar. Beyaz ırk olunca kendilerini temiz sanıyorlardı galiba. Halbuki zihniyetleri lağımdan bile kirliymiş meğer. Aslında bu sınıflandırmanın sebebi paraymış. Ne teninin renginin, ne de gözünün renginin önemi yokmuş. Sırtından para kazanacak işte. Zaman geçtikçe ırkçılık dediğimiz bu insanlık dışı uygulamayı bütün insanlar nefretle anmaya başlamış. Medenileştik ya artık. Gerçi halâ beyin evrimini tamamlayamamış olduğu için, ırkçılığa devam eden ilkeller yok değil. Yıllar geçtikçe, adı değişmesine rağmen, amaç değişmedi. Halâ insanların bir kısmı hayatına normal akışında devam ettiğini sanarken, aslında azınlığı oluşturan bir kısmı ise, bu insanların sırtından, onlar farkında bile olmadan para kazanma çabasındalar. Bir şekilde başarılı da oluyorlar. Şimdilerde teknolojiye ayak uyduracağız diye, farkında olmadan küresel firmalar tarafından esir alındık bile. Hepimiz para kazanabilmek için bir şeyler yapıyoruz. Farklı yöntemlerde olur normalde bu işler. Ya emeğimizi satarak karşılığında ücret alırız ya da mal veya hizmet satar, bunun karşılığında para kazanırız. Onlar da sadece işini yapsalar sorun değil. Her ne kadar milyarlarca insanı günümüz hastalığı olan telefon bağımlılığına mahkum etseler de, adamların işi bu der geçersin. Eğlenmek için sosyal medyada paylaştıklarımızı geçtim, internette ziyaret ettiğimiz sayfalardan, ya da konuşurken ağzımızdan çıkanlardan ilgi alanımızı tesbit etmeleri ürkütücü olmaya başlamadı mı artık? Bir kesimin aleyhimize koz olarak kullanabileceği bu bilgilerimizi para uğruna kötü niyetli olabilecek kişilere satarlarsa, bunun çok da masum bir para kazanma yöntemi olduğu söylenemez. Bir seferinda odun aldık, kestirmek gerek diye muhabbet ettik. Aynı gün telefonumu açtığımda,karşıma motorlu testere reklamı çıktı. Telefonunuzun yanındayken, çocuğunuzun yanında konuştuğunuz gibi, DİKKATLİ konuşun. Sonra telefonunuzun ahlakı bozulmasın. Sene 2021 sömürmenin yöntemi değişse de, amaç tarih boyu değişmedi, değişecek gibi de değil. Hakan Algan Resmi Web Sitesi

Yorumlar

  1. Şimdi buraya da testere yazsam, reklamı da karşıma çıkar mı :) Sizin blog'da var mı böyle çerezler :) Ücretsiz verilen hizmetlerde satın alınan kendimiz oluyoruz, doymuyoruz daha fazla nasıl kazanabiliriz diye böyle şeylere girişiyoruz..
    Artık birini aratmak isteyenlerin veya dedektiflerin Facebook'a para gönderip aradıkları şahsın adresini ve herşeyini bulabileceği kıvama geldiiiiii......

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim blogda çerez olarak çıksa çıksa fındık, fıstık çıkar sanırım...

      Sil
  2. 🙏🙏🙏🥰🥰👏👏👏

    YanıtlaSil
  3. ... Yazılar her geçen gün güzelleşiyor.
    Zaten 2-3. Yazınızda bu konunun
    daha bir yumuşağını YAZSANIZ bile tepki çekerdi.
    Okuyucuyu bilinçlendirme çok önemli. Oluyor da galiba..
    Öğrencilerinize sağlıklı düşünceler. Başarılar dilerim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beğendiğinize sevindim. Aslında yazılarımda yaptığım genelde farklı bakış açısıyla da bakmaya çalışmak.

      Sil
  4. Çok doğru ve isabetli bir yazı, kalemine sağlık.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

SARIŞIN-ESMER

  Nasıl çeşit çeşit yaratılmışız değil mi? Esmer var, sarışın var, siyahi var, çekik gözlü var. Bir çoğumuza aradaki farkı görebildiğimiz için olağan geliyor. Renkli gözler de yakışmış diye yorumlar bile yapıyoruz. Hatta marifetmiş gibi insanları da görebildiğimiz bu dış özelliklerine göre sınıflandırıyoruz. Haĺ böyle olunca görmediğimiz için anlamak istemediğimiz diğer farklılıklarımızı iyiki de anĺamak istemiyoruz demekten kendimi alamıyorum. Çünkü en yakınlarımız bile bu farklılıklarımızı sarışın ya da esmer olmamız kadar doğal karşılayamıyor. Belki içinizde bu yazdıklarıma hak verecek ama kendisiyle yüzleşme cesareti olmadığı içın "boşveeeer" diyenler çıkacak. Bana sorarsanız boşverilmeyecek kadar önemliçünkü telâfisi güç zararlar açabilir. Hani bazen karşımızdakine deriz ya; "bundan bu kadar etkilenecek ne var" diye. Ya da "sende bu kadar hassas olmayıver", diyoruz. Nedense bunların da sarışın ya da esmer olmak gibi yaradılış özelliği olduğunu ve deği...

MESLEK

Çocuklara büyüyünce ne olmak istediklerini sorduğumuzda ilk sıralardaki meslekler doktor, öğretmen, mühendis, polis, mimar, asker gibi mesleklerdir genelde. Bu mesleklere yönelmelerinin sebebi de çoğunlukla ebeveynleridir. Bazısı ısrarcı oldukları mesleğin daha iyi bir gelecek sağlayacağına inanır, bazısı da olmak isteyip de olamadıkları mesleği çocuklarının yapmasını istediklerinden ısrar ederler. Bu ısrarın dozunu bazen o kadar kaçırırlar ki, çocuk dünyanın en önemli mesleğini, ebeveynlerinin kendisini yönlendirdiği bu meslek olarak görür. Hatta çocukluğundan beri hedeflediği bu mesleğe ulaştıktan sonra bile bu düşüncesini devam ettirip, diğer meslek sahiplerini hor görebilecek hale gelir. Herkes için kendi işi çok önemlidir ama sadece bu kadar. Çünkü bu dünyada hep beraber, ortak bir yaşam sürdüğümüzü unutmamalı, gözümüzün dönüp kendimizi diğerlerinden üstün görmemize neden olmasına izin vermemeliyiz. Yani meslek grubuyla değil, tamamen karakterle ilgili bir durum. Çocukluğundan...

ÇÜRÜK BASAMAK

Düşünsenize, şu anda harika manzarası olan, ahşap, dublex bir evin verandasındasınız. Kahvenizi yudumlarken seyrettiğiniz manzara artık yeterli gelmemeye başlıyor ve üst kattan manzaranın daha güzel olduğunu ve oraya çıkmanız gerektiğini düşünüp, merdivenlere yöneliyorsunuz. Elinize aldığınız kahve fincanınızla ahşap merdivenleri çıkmaya başlıyorsunuz. Tam merdivenin ortalarına geldiğinizde, ahşapı artık çürümüş olan basamağa adımınızı attığınızda basamak kırılıyor. Kahvenizin döküldüğü yetmiyormuş gibi, ayağınız da inciniyor. Biraz toparlandıktan sonra basamakları çıkmaya devam ediyorsunuz. Hedefiniz üst kata çıkmak. Sonra basamakları çıkarken daha dikkatli olduğunuzu fark ediyorsunuz. Adımlarınızı daha temkinli atıyorsunuz. Çünkü ilk kazada hem ayağınızı incittiniz hem de kahvenizi kaybettiniz. Aynı sorunları tekrar yaşamak istemiyor, yine de yolunuzdan dönmeyip, üst kata ulaşıp, daha güzel gözüken manzarayı seyrediyorsunuz. Aynı hayatımızda, basamakları çıkarken karşımıza gelen ç...