Bunları neden yazdığımı ben de gerçekten bilmiyorum. Aslında hepimizin bildiği şeyler. Sanırım televizyon seyrederken, gördüklerim karşısında, unutmaya başladıklarımızı, dizginleyemediğim hatırlatma isteğidir.
Yaradılıştan kaynaklanan insani ahlakın yanında, yaşadığımız toplumun kurallarından kaynaklanan da ahlaki değerlerimiz var. İnsan olmanın gereğidir bu kurallara sadık kalmamız. Bahçedeki kedilerimizle değil, diğer insanlarların hareketleriyle karşılaştırılır bu değerlerimize verdiğimiz önem. Ama o kadar deformasyona uğramışız ki, normalde bu kurallara uyarak yaşayanlar büyük takdirle karşılanır olmuş. Halbuki zaten görevimiz bu. Yapmamız gerekenleri yapanlar değil, gerekenden fazlasını yapanlar lâyık değil mi bu büyük takdire. Olması gereken bu ama, çıta o kadar düşürülmüş ki, olması gerektiği gibi yaşamanın yazılı olmayan kurallarını, değerlerini unutmuşuz. Mesela toplu taşıma araçlarında yaşlı, hamile, engellilere yer verenler ayakta alkışlanır oldu. Aslında yaşadığımız toplumun, yerleşmiş bir kuralıydı ama görmezden gelmek için telefonla oynanıyor artık. Teknoloji ilerledi tabi, teknoloji fakiriyken -ki en fazla 20, 25 yıl önce- uyuyor ayaklarına yatılırdı.
Hiç düşünmüyoruz değil mi, o yaşlara geldiğimizde yer vermeleri için bizim de gençlerin gözünün içine bakacağımızı. Bu örnekleri çoğaltmak maalesef ki mümkün. Ama uzun yazıları okumak sıkıcı olabiliyor. Konu da tatsız. Çok da can sıkmaya gerek yok. Nasıl olsa bu yazıyı okuduktan sonra örnekler ister istemez gözünüzün önüne gelecek.
Hakan Algan Resmi Web Sitesi
Hiç düşündünüz mü, yeryüzünde kaç canlı var? Milyon? Milyar? Trilyon? Katrilyon? Çeşit, çeşit. Bazısı tek hücreli, bazısı kafadan bacaklı, bazısı ise etçil, otçul diye uzayıp gidiyor. Çoğu da birbirini biliyor. Denizin bilmem kaç metre altında yaşayan bir balık; karşısına çıktığında kendisini kabartarak atarlanan diğer deniz canlısına bulaşmaması gerektiğini biliyor. Neticede atarlı abimizin bir duruşu var ve bu duruş kendisine bir saygınlık sağlamış denizler aleminde. Karada ise gerek avını ürkütmek için, gerekse de kendisini saldırıya karşı savunabilmek için omurgasını kullanarak şeklini değiştirenler çıkıyor karşımıza. Omurgasını kullanarak hem kendisini koruyabilir, hem avını görüntüsüyle ürküterek daha kolay avlayabilir, en önemlisi de karşısındakini korkutarak da olsa saygısını kazanır bu duruşuyla. Biz insanlar da omurgalılardanız. Bir kısmımız her ne kadar içgüdüsel kullanarak, sadece kavgalarda horozlanmak (!) için kullansak da, omurgalıyız işte. Halbuki omurgamızı fikirler...

Çok doğru bir konuya el atmışsın abim. Tebrikler.
YanıtlaSilÇok doğru. Eee eğitim falan derdim eskiden olsa bu duruma çözüm önerisi olarak ama eğitim de kar etmez. Vicdan varsa vardır yoksa yoktur. Kalmış ki şimdi genç nesilin kimyası tamamen bozuldu. Bütün o güzel kavramların içi boşaltıldı. Sevgi, emek, sadakat, vicdan, ahlak...
YanıtlaSilBinmek zorunda kalırsam.
YanıtlaSil15- 20 yıl sonra, Mutlaka bir Yer örtüsü ile binerim,
Uyğun yere serer otururum.
Sonra kalkmak için yardım isterim.
Belki teknoloji geriler de 1970-80 lere döneriz, bize de yer verirler !! Sağlıkla kalın,
yiten değerier, sanki yiten insanlardır..
👍
YanıtlaSilDoğru tespit 👏👏👏
YanıtlaSil🙏
YanıtlaSil👍
YanıtlaSil