Ana içeriğe atla

VAKTİ GELİNCE OLUR

Bazen olmasını istediğimiz şeyler konusunda sabırsız davranıyoruz. Hemen olsun istiyoruz. Ama birazcık düşünsek belki de bu sabırsızlığimızı dizginleyebiliriz. Doğada öyle bir denge var ki, süre bizlerin eline bırakılmamış. Zaten bizim elimize bırakılsa bunun da dengesini bozardık. Hatta örnekleri bile var. Gelelim bu dengelere. Yarın şöyle taptaze bir salata yapmak için bahçeye bugün biraz sebze dikeyim desek olmuyor işte. O tohumun çimlenip fide olması için ve hatta sebze verecek olgunluğa erişmesi için süre gerekiyor. Aynı şekilde çocukları çok seviyorum ve önümüzdeki hafta kucağıma bir bebek almak istiyorum desek yine olmuyor. Aynen bir ameliyat olduktan sonra iyileşme sürecine ihtiyaç duyduğumuz gibi. Örnekler uzar gider. Vaktini beklemeden yemeğe çalıştığımız meyvenin o güzelim tadını hayal ederken ağzımızda bıraktığı acımsı tad, belki de o meyveden soğutur bizi. Tanımak için vakte ihtiyacımız var. İnşaat yapıyorsak, İkinci katı çıkmak için ilk katın betonunun donması için de vakte ihtiyacımız var. Attığımız adımların sağlam olması için, acele etmeyip, "vakti gelince olur" desek, daha mı sağlam olur... Benim yazılara da bir süre ara vermem gerekti. Onlar da vakti gelince olur teyzem :)) Hakan Algan Resmi Web Sitesi

Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

DUVAR En yararlı, bir o kadar da zaŕarlıdır duvar örmek. O nasıl oluyor diyenleri duyar gibiyim. Kullanıma bağlı. Duvarı nereye ördün? Ne kadar ördün vs, vs. Gizlenmek için mi, örtünmek için mi ördün? Sana zarar verecek doza göre, seni görmemesini mi, yoksa ulaşıp da zarar vermemesini mi istiyorsun? Önce buna karar verip ona göre örmeli duvarı. çok güçlüyse o duvarı aşamamalı.Bana bulaşmasın, geçsin gitsin diyorsan sağlamlığı önemlı değil. Görmesin yeter. Önemli olan doğru tehlikeyi tesbit edersen ona göre duvar örmek. İşte o zaman yararlı olur.

ENERJİ VAMPİRLERİ

  ... Adı ürkütücü değil mi? Aslında vampirler kadar olmasa da bunlar da korunmazsak az zarar vermez bize. Canlı ya da cansız her şeyin arasında bir enerji alış verişi olduğu zaten ıspatlanmış. İnsanlar arasında da bu alış veriş vardır. Siz de fark etmişsinizdir. Bazılarının yanında kendimizi çok mutlu hissederiz ve hemen "Ne kadar pozitif birisi" derız. Hatta fırsatını buldukça O'nu görmek isteriz. Bunun tam tersi, aynı ortamda bulunduğumuzda, neredeyse yaşama sevincimizin bile tükendiğini hissettiğimiz insanlar vardır. Onların enerji kaynağı diğer insanlardır. Gerek konuşmalarıyla, gerek tavırlarıyla sizdeki enerjiyi tüketir, kendileriyse sanki depoyu fullemiş gibi kalkar masadan. Artık tükenmiş gibi hissedersiniz kendinizi. Bunlar en yakınlarınız bile olabilir. Çoğu farkında bile olmadan yapar bunu. Çünkü kendisini bu şekilde iyi hisseder. Bu insanlar kanınızı emip öldürmez ama, enerjinizi emip, tüketir. Tercih meselesi ama bana sorarsanız; "sana doyum olmaz, ben ...

BAKIŞ AÇISI

  Akşama kadar ne çok şeye şahit oluyoruz gözlerimizle. Hepsini de gördüğümüzü sanıyoruz ama onun arkasında ya da yanında duranları da görüyor muyuz? Belki de göremediğimizden kahraman sandıklarımız kâbusumuz, kâbusumuz sandıklarımız da aslında kahramanımız ama biz farkında değiliz. Bunu fark edebilmemiz için sanki arkasına bakıp da değerlendirmemiz gerekmiyor mu? Ya da açımızı değıştirip, yanĺarına da bakmamız. Ne çok şey saklanabiliyor oralara. O yüzden karşılaştıklarımızın sağına, soluna, arkasına bakıp, sadece ön cephesinde gördüklerimizle değerlendirmesek daha sağlıklı değerlendirebiliriz sanki. Böylece kahramanımızı da, kâbusumuzu da ayırt edebiliriz. Sadece bakarken boynumuzu hafifçe sağa, sola eğmemiz ve arkasına dolaşıp bakmamız yeterli. Hakan ALGAN Resmi internet sitesi