Ana içeriğe atla

BACA

Olmalı be. Belki fiziksel olarak çirkin durur ama bir bacası olmalı insanın tepesinde. İçindeki isi, pisi atacak. Sürekli içini temizleyecek. Tıkandımı açılabilecek. Direkt kalbine bağlı baca. Travmalarını atabileceği, kalbini temiz tutabilecek bir baca. Belki havaya atılan pislikler bulaşır diye de düşünmemeli. Doğanın temizleyemediği pislik var mı ki, bunlar kalsın. O zaman karşımızdaki iyi niyetli mi, kötü niyetli mi diye düşünmek için harcayacağımız zamanımızı ne güzel şeylere harcarız. Hatta çıkacak fikirler, şimdikinden daha iyi, daha insancıl olacağından çocukların geleceği ile ilgili kaygılar olmaz. Açlıktan ölen ve ya donarak ölen canlıların haberlerini televizyonlarda izlemeyiz. Cinayet haberleri içimizi karartmaz. Yolsuzluk vakaları olmayacağı için, yoksulluk haberleri de olmaz. Şike şüpheleri yüzünden spordan soğumayız. Savaş muhabirleri, şu ülkede birşey icad etmişler, haber yapalım derler. Olmalı bir baca. işte o zaman sevilir bu dünya Hakan Algan Resmi Web Sitesi

Yorumlar

  1. Yanıtlar
    1. Yine güzel olmuş.
      Terapi gibi. Her aileye gerekli. Kaleminize sağlık
      Başarılarınızın devamı dileklerimle.

      Sil
  2. Bazı bacalar bırak tıkalı kalsın. Kirleri üstlerinde kalsın ki doğayı daha fazla kirletmeyelim, Hakan'cım.

    YanıtlaSil
  3. O kadar kirli, kurum bağlamış bacalar var ki..

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

OMURGA ÖNEMLİ

Hiç düşündünüz mü, yeryüzünde kaç canlı var? Milyon? Milyar? Trilyon? Katrilyon? Çeşit, çeşit. Bazısı tek hücreli, bazısı kafadan bacaklı, bazısı ise etçil, otçul diye uzayıp gidiyor. Çoğu da birbirini biliyor. Denizin bilmem kaç metre altında yaşayan bir balık; karşısına çıktığında kendisini kabartarak atarlanan diğer deniz canlısına bulaşmaması gerektiğini biliyor. Neticede atarlı abimizin bir duruşu var ve bu duruş kendisine bir saygınlık sağlamış denizler aleminde. Karada ise gerek avını ürkütmek için, gerekse de kendisini saldırıya karşı savunabilmek için omurgasını kullanarak şeklini değiştirenler çıkıyor karşımıza. Omurgasını kullanarak hem kendisini koruyabilir, hem avını görüntüsüyle ürküterek daha kolay avlayabilir, en önemlisi de karşısındakini korkutarak da olsa saygısını kazanır bu duruşuyla. Biz insanlar da omurgalılardanız. Bir kısmımız her ne kadar içgüdüsel kullanarak, sadece kavgalarda horozlanmak (!) için kullansak da, omurgalıyız işte. Halbuki omurgamızı fikirler...

ENERJİ VAMPİRLERİ

  ... Adı ürkütücü değil mi? Aslında vampirler kadar olmasa da bunlar da korunmazsak az zarar vermez bize. Canlı ya da cansız her şeyin arasında bir enerji alış verişi olduğu zaten ıspatlanmış. İnsanlar arasında da bu alış veriş vardır. Siz de fark etmişsinizdir. Bazılarının yanında kendimizi çok mutlu hissederiz ve hemen "Ne kadar pozitif birisi" derız. Hatta fırsatını buldukça O'nu görmek isteriz. Bunun tam tersi, aynı ortamda bulunduğumuzda, neredeyse yaşama sevincimizin bile tükendiğini hissettiğimiz insanlar vardır. Onların enerji kaynağı diğer insanlardır. Gerek konuşmalarıyla, gerek tavırlarıyla sizdeki enerjiyi tüketir, kendileriyse sanki depoyu fullemiş gibi kalkar masadan. Artık tükenmiş gibi hissedersiniz kendinizi. Bunlar en yakınlarınız bile olabilir. Çoğu farkında bile olmadan yapar bunu. Çünkü kendisini bu şekilde iyi hisseder. Bu insanlar kanınızı emip öldürmez ama, enerjinizi emip, tüketir. Tercih meselesi ama bana sorarsanız; "sana doyum olmaz, ben ...

SARIŞIN-ESMER

  Nasıl çeşit çeşit yaratılmışız değil mi? Esmer var, sarışın var, siyahi var, çekik gözlü var. Bir çoğumuza aradaki farkı görebildiğimiz için olağan geliyor. Renkli gözler de yakışmış diye yorumlar bile yapıyoruz. Hatta marifetmiş gibi insanları da görebildiğimiz bu dış özelliklerine göre sınıflandırıyoruz. Haĺ böyle olunca görmediğimiz için anlamak istemediğimiz diğer farklılıklarımızı iyiki de anĺamak istemiyoruz demekten kendimi alamıyorum. Çünkü en yakınlarımız bile bu farklılıklarımızı sarışın ya da esmer olmamız kadar doğal karşılayamıyor. Belki içinizde bu yazdıklarıma hak verecek ama kendisiyle yüzleşme cesareti olmadığı içın "boşveeeer" diyenler çıkacak. Bana sorarsanız boşverilmeyecek kadar önemliçünkü telâfisi güç zararlar açabilir. Hani bazen karşımızdakine deriz ya; "bundan bu kadar etkilenecek ne var" diye. Ya da "sende bu kadar hassas olmayıver", diyoruz. Nedense bunların da sarışın ya da esmer olmak gibi yaradılış özelliği olduğunu ve deği...