Ana içeriğe atla

KAMU ŞEYSİ

Aslında aksiyon filmlerinin en fazla ilham aldığı konudur katiller. Para karşılığı veya başka bir sebeple bir sürü adam öldürüp, yakalanmadan ortalıkta gezer tozarlar. Belki gerçek hayatta da vardır bunlardan. Yakalanan, yakalanmayan. Zor iş aslında. Bırakın insanı, herhangi bir canlının hayatına son vermek. Offfff, tüyler ürpertici. Sadece onun hayatını sonlandırmıyor, ardında kalanların da hayatını karartıyor. Halbuki bütün kutsal kitaplarda, Allah'ın emirlerinden birisidir; "öldürme". Bu filmlerin başında "EVDE DENEMEYİN" diye bir uyarımı yapmalı bilmiyorum ama, millet önüne geleni öldürür oldu artık. Sanki iş çığrından çıktı gibi. Akşamları dizilerde filmlerde adam öldürenleri, gündüz programlarında da "EVDE DENEYENLERİ" seyrediyoruz. Hani, sorunlarımızı birazcık da konuşarak, konuşarak beceremiyorsak da mahkeme yoluyla çözmeyi denesek. Gerçek hayatın filmlerdeki gibi olmadığını, senaryo gereği katillerin yakalanmadığını, normalde ise yakalanma ihtimalinin yüksek olduğunu, yakalandıklarında da kendi hayatlarını, kendi elleriyle bitirdiklerini anlatan bir "kamu şeysi" bu tarz dizi ve filmlerin peşinde yayınlanması, idrak yolları iltihaplanması yaşayan delikanlıların (!) konuyu anlayabilmelerini kolaylaştıracaktır. Hakan Algan Resmi Web Sitesi

Yorumlar

  1. Bu konu. Bence. Aşırı sevgi ile ilğili. 10 yıl önce çok sevmiş ufak nedenlerle ve iş krizi GİBİ . Bunalıma girip. Genelde 10 dk sonra bitecek bir kriz. Diyorum.
    Aslında eşe değil. Bu OLĞUYU yaratana yapılması gereken bir ŞİDDET.
    nüfus oranına paralel değil cinayetler. Kat kat artıyor.
    Araştırılıp çözüm bulunmalı.
    TV ler haftada sadece bir ölü gösterebilir. 2. si 100 000 TL ceza. Vb iyi çalışmalar dilerim.

    YanıtlaSil
  2. Yazar nokta atışı konuya girmiş aslında, ilahi katalogları hepsinde cana kıyım yasaklanmıştır. Ve yine bu yaşam kataloglarında yaratılış seyri bellidir. Kadın erkek üstünlük vs kısır döngüsüne girmeden her erkek anasız her kadın babasız olmadığına göre cevap içinde bir sidik yarışı... Ama sorun küresel ısınmadan kaynaklı olmasa gerek... Sorun yaşam tarzımızı değiştirmekte ne dini ne tarihi anlamadan taklitler ile yaşarsak daha da uçuruma gideceğiz... Ahlak olmadan hiç bir şey olmaz, toplum kurallarını çiğneyip cami cemaatinde ahkam kesenler... Sosyal demokrasi deyip halkçı geçinip halkı, işçiyi, emekçiyi sömürenler... Milliyetçi geçinip bölücülere menfaat birlikteliği yapanlar vs vs... Kısacası miş gibi yapmadan yaşayacaksın yolsa sevişme bile haz vermez... Müslüman isen namazda Allaha ne dediğini bileceksin... Arapça mahraçlara takılıp anlamını bilmeden Allah ile nasıl bağ kuracaksın?
    Mayayı bozduk, delikanlılığın kitabını ne Tatar Ramazan ne Aynalı Tahir yazdı... Kainatı Programlayan yazdı, alem kulak tıkadı... Evet günahkarım evet tövbekarım ama riyakar değilim. Münafık değilim miş gibi yapamam mayama ters... Saygılar, ülkemin mayası saf kalan azınlığına, kula kul olmayıp insana domalmayanlara...

    YanıtlaSil
  3. Hiç böyle günler yaşamadık. Vardı ama bu derece değildi. Çok Üzgünüm

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

10 KASIM

  ... KONUŞULMUYOR Konuşulmuyor Denize döktüğün düşmañ Kovaladığın kargalar kadar. Sünnet diyorlar entariye, Deve yerine cipĺe gezenler. Düşünmek bile istemiyor Kurduğun kurumlardakı makamda oturanlar, En çok da kul hakkından bahseden bunlar. Dinini öğrensin diye tercüme ettirdiğin Kuran, En kıymetli kitap, dolabimızda duran. Okuyan yok ama, herkes alim evinde bulunduran Nohutun tadı kalmadı sensiz kaldıķtan sonra, Zaten rakıyı da keyiften değil, kahırdan içer olduk.  Mezeler ithal olunca. Olsun be Atam, Bu ülkeye yeter İzinde koşan bir avuç insan kalsa eğer. Hakan Algan 

ÇÜRÜK BASAMAK

Düşünsenize, şu anda harika manzarası olan, ahşap, dublex bir evin verandasındasınız. Kahvenizi yudumlarken seyrettiğiniz manzara artık yeterli gelmemeye başlıyor ve üst kattan manzaranın daha güzel olduğunu ve oraya çıkmanız gerektiğini düşünüp, merdivenlere yöneliyorsunuz. Elinize aldığınız kahve fincanınızla ahşap merdivenleri çıkmaya başlıyorsunuz. Tam merdivenin ortalarına geldiğinizde, ahşapı artık çürümüş olan basamağa adımınızı attığınızda basamak kırılıyor. Kahvenizin döküldüğü yetmiyormuş gibi, ayağınız da inciniyor. Biraz toparlandıktan sonra basamakları çıkmaya devam ediyorsunuz. Hedefiniz üst kata çıkmak. Sonra basamakları çıkarken daha dikkatli olduğunuzu fark ediyorsunuz. Adımlarınızı daha temkinli atıyorsunuz. Çünkü ilk kazada hem ayağınızı incittiniz hem de kahvenizi kaybettiniz. Aynı sorunları tekrar yaşamak istemiyor, yine de yolunuzdan dönmeyip, üst kata ulaşıp, daha güzel gözüken manzarayı seyrediyorsunuz. Aynı hayatımızda, basamakları çıkarken karşımıza gelen ç...

SARIŞIN-ESMER

  Nasıl çeşit çeşit yaratılmışız değil mi? Esmer var, sarışın var, siyahi var, çekik gözlü var. Bir çoğumuza aradaki farkı görebildiğimiz için olağan geliyor. Renkli gözler de yakışmış diye yorumlar bile yapıyoruz. Hatta marifetmiş gibi insanları da görebildiğimiz bu dış özelliklerine göre sınıflandırıyoruz. Haĺ böyle olunca görmediğimiz için anlamak istemediğimiz diğer farklılıklarımızı iyiki de anĺamak istemiyoruz demekten kendimi alamıyorum. Çünkü en yakınlarımız bile bu farklılıklarımızı sarışın ya da esmer olmamız kadar doğal karşılayamıyor. Belki içinizde bu yazdıklarıma hak verecek ama kendisiyle yüzleşme cesareti olmadığı içın "boşveeeer" diyenler çıkacak. Bana sorarsanız boşverilmeyecek kadar önemliçünkü telâfisi güç zararlar açabilir. Hani bazen karşımızdakine deriz ya; "bundan bu kadar etkilenecek ne var" diye. Ya da "sende bu kadar hassas olmayıver", diyoruz. Nedense bunların da sarışın ya da esmer olmak gibi yaradılış özelliği olduğunu ve deği...