Bazen olmasını istediğimiz şeyler konusunda sabırsız davranıyoruz. Hemen olsun istiyoruz. Ama birazcık düşünsek belki de bu sabırsızlığimızı dizginleyebiliriz. Doğada öyle bir denge var ki, süre bizlerin eline bırakılmamış. Zaten bizim elimize bırakılsa bunun da dengesini bozardık. Hatta örnekleri bile var. Gelelim bu dengelere. Yarın şöyle taptaze bir salata yapmak için bahçeye bugün biraz sebze dikeyim desek olmuyor işte. O tohumun çimlenip fide olması için ve hatta sebze verecek olgunluğa erişmesi için süre gerekiyor. Aynı şekilde çocukları çok seviyorum ve önümüzdeki hafta kucağıma bir bebek almak istiyorum desek yine olmuyor. Aynen bir ameliyat olduktan sonra iyileşme sürecine ihtiyaç duyduğumuz gibi. Örnekler uzar gider. Vaktini beklemeden yemeğe çalıştığımız meyvenin o güzelim tadını hayal ederken ağzımızda bıraktığı acımsı tad, belki de o meyveden soğutur bizi. Tanımak için vakte ihtiyacımız var. İnşaat yapıyorsak, İkinci katı çıkmak için ilk katın betonunun donması için de vakte ihtiyacımız var. Attığımız adımların sağlam olması için, acele etmeyip, "vakti gelince olur" desek, daha mı sağlam olur...
Benim yazılara da bir süre ara vermem gerekti. Onlar da vakti gelince olur teyzem :))
Hakan Algan Resmi Web Sitesi
Hiç düşündünüz mü, yeryüzünde kaç canlı var? Milyon? Milyar? Trilyon? Katrilyon? Çeşit, çeşit. Bazısı tek hücreli, bazısı kafadan bacaklı, bazısı ise etçil, otçul diye uzayıp gidiyor. Çoğu da birbirini biliyor. Denizin bilmem kaç metre altında yaşayan bir balık; karşısına çıktığında kendisini kabartarak atarlanan diğer deniz canlısına bulaşmaması gerektiğini biliyor. Neticede atarlı abimizin bir duruşu var ve bu duruş kendisine bir saygınlık sağlamış denizler aleminde. Karada ise gerek avını ürkütmek için, gerekse de kendisini saldırıya karşı savunabilmek için omurgasını kullanarak şeklini değiştirenler çıkıyor karşımıza. Omurgasını kullanarak hem kendisini koruyabilir, hem avını görüntüsüyle ürküterek daha kolay avlayabilir, en önemlisi de karşısındakini korkutarak da olsa saygısını kazanır bu duruşuyla. Biz insanlar da omurgalılardanız. Bir kısmımız her ne kadar içgüdüsel kullanarak, sadece kavgalarda horozlanmak (!) için kullansak da, omurgalıyız işte. Halbuki omurgamızı fikirler...

Evrene pozitif düşüncelerimizi gönderelim. Herşeyin iyi olacağına inanarak zamanını bekleyelim.
YanıtlaSil👏👏👏
YanıtlaSil👍
YanıtlaSil