Çocukluğumuzdan beri anlatılan bir hikaye vardır. Hepimiz bir ders çıkarır, bu hikayeden de ömür boyu faydalanırız. Hikayedeki tavuk altın yumurtlamaktadır. Tavuğun sahibiyse hergün bir altın yumurta almaktansa, bütün altınlara sahip olacağını sanıp tavuğu keser. Sonuç malum. Altnlara veda eder ve tavuğun derisiyle gerisi kalır adamın elinde.
Son zamanlarda tavukçu vitrinine baktıkça bu hikaye geliyor aklıma. Tavukların herbiri altın işiyle uğraşan kuyumcu gibi geliyor gözüme. Belki yumurtalarının rengi aynı değil ama, değeri ona yaklaşıyor. Bazısı beyaz, bazısı kahverengi. Olsun, rengi de önemli değil. Tanesi 1 TL. Bir tavuk günde bir tane yumurta verse, ayda sahibine 30TL kazandırıyor. Halbuki vitrinde sere serpe yatan tavuk günümüzde 20-25TL. Ama vitrine bakınca benim gördüğüm, yumurtladığı altının canına mal olduğu, muhtemelen yumurtladığına pişman olmuş meftalar görüyorum. O yumurtaları yerken de içim sızlar oldu artık. Fiyatından dolayı değil. Altının tamamına ulaşmak uğruna öldürülüyor gibi geldiği için. Ürettiğinin değeri kendi değerini geçen kaç kişi olabilir ki...
Hakan Algan Resmi Web Sitesi
Hiç düşündünüz mü, yeryüzünde kaç canlı var? Milyon? Milyar? Trilyon? Katrilyon? Çeşit, çeşit. Bazısı tek hücreli, bazısı kafadan bacaklı, bazısı ise etçil, otçul diye uzayıp gidiyor. Çoğu da birbirini biliyor. Denizin bilmem kaç metre altında yaşayan bir balık; karşısına çıktığında kendisini kabartarak atarlanan diğer deniz canlısına bulaşmaması gerektiğini biliyor. Neticede atarlı abimizin bir duruşu var ve bu duruş kendisine bir saygınlık sağlamış denizler aleminde. Karada ise gerek avını ürkütmek için, gerekse de kendisini saldırıya karşı savunabilmek için omurgasını kullanarak şeklini değiştirenler çıkıyor karşımıza. Omurgasını kullanarak hem kendisini koruyabilir, hem avını görüntüsüyle ürküterek daha kolay avlayabilir, en önemlisi de karşısındakini korkutarak da olsa saygısını kazanır bu duruşuyla. Biz insanlar da omurgalılardanız. Bir kısmımız her ne kadar içgüdüsel kullanarak, sadece kavgalarda horozlanmak (!) için kullansak da, omurgalıyız işte. Halbuki omurgamızı fikirler...

Eline sağlık abi, bence bir canlıya maddi bir değer biçilmesi ve ticaretinin yapılması bile saçma..
YanıtlaSilÇok doğru abim. Geldiğimiz duruma üzülerek ne yazık ki katılıyorum sana
YanıtlaSilYahu Hakancığım, 3 yaşımda okuma yazma öğrendim. 5 yaşımda şiir yazarak yazı üretmeye başladım. 30 yaşımdayım. Hala senin gibi şöyle kıssadan derdimi yazıp sonuca bağlayamıyorum. İlla ki yazacağım da yazacağım. Kadınlık var ya serde. Konuştukça konuşacağız ille de :) Mesleki deformasyonum var desem o da olamaz. Haber yazarken mecbur kısa cümlelerle derli toplu derdimi anlatmam gerek. Yıllardır da yapıyorum işimi. Aman nazar etmeyeyim haberlerim de mis gibi oluyor. Ama senden öğreneceğim ben bu kıssadan hisse tadında yazabilme maharetinin inceliklerini :) Emeğine, yüreğine sağlık canım arkadaşım... ( Bak gene döktürdüm. Yok yok ben illa uzatacağım. Mizacım bu demek ki:))))
YanıtlaSil😀😀😀🙏🙏🙏
Sil