...
Sonbaharda yere düşmemek için direnen yaprak misali,
Direnmekti benimkisi.
Sonu belli boşa kürek çekmekti belki.
İçimde umut var oldukça,
Çektim kürekleri
Ellerim patlayasıya,
Umudum yok olasıya.
Patlayan eller oldu.
Ümit kaybolmayınca.
Eller iyileşirdi nasıl olsa.
Yeterki tutunayım hayata,
Kuyruğundan da olsa.
Zaten yaprak da çıkmıyor mu
Her baharda...
Hakan Algan
Hiç düşündünüz mü, yeryüzünde kaç canlı var? Milyon? Milyar? Trilyon? Katrilyon? Çeşit, çeşit. Bazısı tek hücreli, bazısı kafadan bacaklı, bazısı ise etçil, otçul diye uzayıp gidiyor. Çoğu da birbirini biliyor. Denizin bilmem kaç metre altında yaşayan bir balık; karşısına çıktığında kendisini kabartarak atarlanan diğer deniz canlısına bulaşmaması gerektiğini biliyor. Neticede atarlı abimizin bir duruşu var ve bu duruş kendisine bir saygınlık sağlamış denizler aleminde. Karada ise gerek avını ürkütmek için, gerekse de kendisini saldırıya karşı savunabilmek için omurgasını kullanarak şeklini değiştirenler çıkıyor karşımıza. Omurgasını kullanarak hem kendisini koruyabilir, hem avını görüntüsüyle ürküterek daha kolay avlayabilir, en önemlisi de karşısındakini korkutarak da olsa saygısını kazanır bu duruşuyla. Biz insanlar da omurgalılardanız. Bir kısmımız her ne kadar içgüdüsel kullanarak, sadece kavgalarda horozlanmak (!) için kullansak da, omurgalıyız işte. Halbuki omurgamızı fikirler...

Yorumlar
Yorum Gönder