...
Gül be kardeşim.
Hiç mi sebebin yok?
Görmüyor mu gözlerin?
Sana inat neşeyle oynaşan kedileri,
Ya güneşin aydınlattığı çevreni.
Denizin mavisini, ağacın yeşilini.
Duymuyor mu kulakların?
Şarkısını kuşların.
Hissetmedin mi hiç çimeni?
Dolaşırken yalın ayak parkta bahçede.
Vardır senin için de bir sebep.
Yeterki gör be kardeşim...
Hakan Algan
Hiç düşündünüz mü, yeryüzünde kaç canlı var? Milyon? Milyar? Trilyon? Katrilyon? Çeşit, çeşit. Bazısı tek hücreli, bazısı kafadan bacaklı, bazısı ise etçil, otçul diye uzayıp gidiyor. Çoğu da birbirini biliyor. Denizin bilmem kaç metre altında yaşayan bir balık; karşısına çıktığında kendisini kabartarak atarlanan diğer deniz canlısına bulaşmaması gerektiğini biliyor. Neticede atarlı abimizin bir duruşu var ve bu duruş kendisine bir saygınlık sağlamış denizler aleminde. Karada ise gerek avını ürkütmek için, gerekse de kendisini saldırıya karşı savunabilmek için omurgasını kullanarak şeklini değiştirenler çıkıyor karşımıza. Omurgasını kullanarak hem kendisini koruyabilir, hem avını görüntüsüyle ürküterek daha kolay avlayabilir, en önemlisi de karşısındakini korkutarak da olsa saygısını kazanır bu duruşuyla. Biz insanlar da omurgalılardanız. Bir kısmımız her ne kadar içgüdüsel kullanarak, sadece kavgalarda horozlanmak (!) için kullansak da, omurgalıyız işte. Halbuki omurgamızı fikirler...

İnsan utanıyor sen böyle sorunca.cok haklısın🙏🌹🍀
YanıtlaSil