Ana içeriğe atla

YOLLAR

Yanlış anlaşılmak istemediğimden, başında, bu yazımda hiç bir siyasi partiyi hedeflemediğimi belirteyim. Çünkü hepsini birden kast ediyorum. İktidara gelenlerin hepsi aynı şeyleri söylüyor. "Biz hizmetkarınız", "baraj yaptık", "yol yaptık" vs vs. Biz sizi zaten bunları yapın diye seçtik. Kendi zeka seviyelerini bizlerinkinden daha yüksekte görüyor olmalılar ki, bu ve bunun gibi safsatalarla bizleri uyutmaya çalışıyorlar. Dolayısıyla bunlar marifetlerinizi ispat etme yolları değil. Bunların yapılabilmesi için parasını da vergi ödeyerek ben veriyorum zaten. Bunlarla gelmeyin. Bize nelerle gelin biliyor musunuz? Yaptığınız YOLLARla gelin. Bir satır sonra nasıl da çeliştim kendimle değil mi? Ülkede her yere ulaşılabilecek yollar var. Her iktidar değiştiğinde, gidenin yıktığı yollardan bahsediyorum. Sadece yıktıkları değil, yıkıp öylece bıraktıkları yollardan. Hani şu "kalpten kalbe" giden yollar. Halbuki bu yolları yıkmak o kadar zordur ki, sadece kişilerin kendilerinin gücü yeterdi bu yolları yıkmaya. Bu yollar o kadar sağlam ve güvenliydi ki, zamanında yedi düvele kapattık bu yolları. Onlara kullandırtmayıp, bu ülkeyi kurarken kamyon kamyon malzeme taşıdı atalarımız bu yollarda. Kamyonlarca güven, kamyonlarca sevgi, kamyonlarca fedakarlk... Daha sonra ne oldu? her gelen bir kasis yaptı bu yollara. Sanki birbirimize ulaşmamamız için kullanılmaz hale getirdiler kalplerimizi bağlayan bu yolları. bir metre ötedeki hemşehrime ulaşamadıktan sonra neyleyim yaptığınız kilometrelerce uzunluktaki duble yollarınızı. Hakan Algan Resmi Web Sitesi

Yorumlar

  1. Özlemiştim teşekkürler. TORUNLARIMIZ yine borçlandı.

    YanıtlaSil
  2. Her yanımız can kesiği, yaftalanmışız... En baba Müslüman sizsiniz, en baba sosyal demokrat sizsiniz, en baba milliyetçi sizsiniz... Biz hayatın amekesi, elleri nasırlı kahrolası kaşık düşmanı biz. Millet olma şuurunun doruklarını şehit olarak Çanakkale de, Anafartalarda, Trablusgarpta, Sakarya da yaşayan neslin torunları olan biz. Ötekileştirilip berileştirilen aynı yaşam tarzında olan biz... Saygılarımla...

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

YARIM ELMA GÖNÜL ALMA

Bugün size çok sevdiğim bir komşumuzla aramızda geçen bir anımızı anlatacağım. Çoğunuzun bildiği gibi yaz aylarında Kütahya'nın kaplıca bölgelerinden birisi olan Yoncalıda kalıyorum. Çok tatlı komşularım var. Hele "Kötaaya şivesiynen gonuşuvesinle bi, nahanda onlaa dinleyiverisin aaşama gadaa" Doğal olarak ihtiyaçlar için zaman zaman Kütahya'ya gitmek gerekiyor. Yine ihtiyaçlarımızı almak için Kütahya'ya gitmek üzere evden çıktığım bir gün, hiç bir zaman benden dualarını esirgemeyen; Mürüvvet teyzem ve Hüsniye teyzem namaz saatleri dışında kalan zamanlarını değerlendirdikleri apartmanın kapısının önünde oturuyorlardı. Ayak üzeri biraz sohbet edip, hal hatır sorduktan sonra, arabaya doğru giderken, "Kütahya'dan istediğiniz bir şey var mı?" diye sordum. Hayatımda yediğim en lezzetli haşhaşlı gözlemenin ustası olan Hüsniye teyzem "a-ah olum. Sağ salim gidip gelive yeter" dedi. Mürüvvet teyzemse bana doğru burnunu kıvırarak; "sağol olum...

SARIŞIN-ESMER

  Nasıl çeşit çeşit yaratılmışız değil mi? Esmer var, sarışın var, siyahi var, çekik gözlü var. Bir çoğumuza aradaki farkı görebildiğimiz için olağan geliyor. Renkli gözler de yakışmış diye yorumlar bile yapıyoruz. Hatta marifetmiş gibi insanları da görebildiğimiz bu dış özelliklerine göre sınıflandırıyoruz. Haĺ böyle olunca görmediğimiz için anlamak istemediğimiz diğer farklılıklarımızı iyiki de anĺamak istemiyoruz demekten kendimi alamıyorum. Çünkü en yakınlarımız bile bu farklılıklarımızı sarışın ya da esmer olmamız kadar doğal karşılayamıyor. Belki içinizde bu yazdıklarıma hak verecek ama kendisiyle yüzleşme cesareti olmadığı içın "boşveeeer" diyenler çıkacak. Bana sorarsanız boşverilmeyecek kadar önemliçünkü telâfisi güç zararlar açabilir. Hani bazen karşımızdakine deriz ya; "bundan bu kadar etkilenecek ne var" diye. Ya da "sende bu kadar hassas olmayıver", diyoruz. Nedense bunların da sarışın ya da esmer olmak gibi yaradılış özelliği olduğunu ve deği...

MESLEK

Çocuklara büyüyünce ne olmak istediklerini sorduğumuzda ilk sıralardaki meslekler doktor, öğretmen, mühendis, polis, mimar, asker gibi mesleklerdir genelde. Bu mesleklere yönelmelerinin sebebi de çoğunlukla ebeveynleridir. Bazısı ısrarcı oldukları mesleğin daha iyi bir gelecek sağlayacağına inanır, bazısı da olmak isteyip de olamadıkları mesleği çocuklarının yapmasını istediklerinden ısrar ederler. Bu ısrarın dozunu bazen o kadar kaçırırlar ki, çocuk dünyanın en önemli mesleğini, ebeveynlerinin kendisini yönlendirdiği bu meslek olarak görür. Hatta çocukluğundan beri hedeflediği bu mesleğe ulaştıktan sonra bile bu düşüncesini devam ettirip, diğer meslek sahiplerini hor görebilecek hale gelir. Herkes için kendi işi çok önemlidir ama sadece bu kadar. Çünkü bu dünyada hep beraber, ortak bir yaşam sürdüğümüzü unutmamalı, gözümüzün dönüp kendimizi diğerlerinden üstün görmemize neden olmasına izin vermemeliyiz. Yani meslek grubuyla değil, tamamen karakterle ilgili bir durum. Çocukluğundan...