Yanlış anlaşılmak istemediğimden, başında, bu yazımda hiç bir siyasi partiyi hedeflemediğimi belirteyim. Çünkü hepsini birden kast ediyorum. İktidara gelenlerin hepsi aynı şeyleri söylüyor. "Biz hizmetkarınız", "baraj yaptık", "yol yaptık" vs vs. Biz sizi zaten bunları yapın diye seçtik. Kendi zeka seviyelerini bizlerinkinden daha yüksekte görüyor olmalılar ki, bu ve bunun gibi safsatalarla bizleri uyutmaya çalışıyorlar. Dolayısıyla bunlar marifetlerinizi ispat etme yolları değil. Bunların yapılabilmesi için parasını da vergi ödeyerek ben veriyorum zaten. Bunlarla gelmeyin. Bize nelerle gelin biliyor musunuz? Yaptığınız YOLLARla gelin. Bir satır sonra nasıl da çeliştim kendimle değil mi? Ülkede her yere ulaşılabilecek yollar var. Her iktidar değiştiğinde, gidenin yıktığı yollardan bahsediyorum. Sadece yıktıkları değil, yıkıp öylece bıraktıkları yollardan. Hani şu "kalpten kalbe" giden yollar. Halbuki bu yolları yıkmak o kadar zordur ki, sadece kişilerin kendilerinin gücü yeterdi bu yolları yıkmaya. Bu yollar o kadar sağlam ve güvenliydi ki, zamanında yedi düvele kapattık bu yolları. Onlara kullandırtmayıp, bu ülkeyi kurarken kamyon kamyon malzeme taşıdı atalarımız bu yollarda. Kamyonlarca güven, kamyonlarca sevgi, kamyonlarca fedakarlk... Daha sonra ne oldu? her gelen bir kasis yaptı bu yollara. Sanki birbirimize ulaşmamamız için kullanılmaz hale getirdiler kalplerimizi bağlayan bu yolları. bir metre ötedeki hemşehrime ulaşamadıktan sonra neyleyim yaptığınız kilometrelerce uzunluktaki duble yollarınızı.
Hakan Algan Resmi Web Sitesi
Hiç düşündünüz mü, yeryüzünde kaç canlı var? Milyon? Milyar? Trilyon? Katrilyon? Çeşit, çeşit. Bazısı tek hücreli, bazısı kafadan bacaklı, bazısı ise etçil, otçul diye uzayıp gidiyor. Çoğu da birbirini biliyor. Denizin bilmem kaç metre altında yaşayan bir balık; karşısına çıktığında kendisini kabartarak atarlanan diğer deniz canlısına bulaşmaması gerektiğini biliyor. Neticede atarlı abimizin bir duruşu var ve bu duruş kendisine bir saygınlık sağlamış denizler aleminde. Karada ise gerek avını ürkütmek için, gerekse de kendisini saldırıya karşı savunabilmek için omurgasını kullanarak şeklini değiştirenler çıkıyor karşımıza. Omurgasını kullanarak hem kendisini koruyabilir, hem avını görüntüsüyle ürküterek daha kolay avlayabilir, en önemlisi de karşısındakini korkutarak da olsa saygısını kazanır bu duruşuyla. Biz insanlar da omurgalılardanız. Bir kısmımız her ne kadar içgüdüsel kullanarak, sadece kavgalarda horozlanmak (!) için kullansak da, omurgalıyız işte. Halbuki omurgamızı fikirler...

👏👏👏
YanıtlaSilÖzlemiştim teşekkürler. TORUNLARIMIZ yine borçlandı.
YanıtlaSil👏
YanıtlaSilHer yanımız can kesiği, yaftalanmışız... En baba Müslüman sizsiniz, en baba sosyal demokrat sizsiniz, en baba milliyetçi sizsiniz... Biz hayatın amekesi, elleri nasırlı kahrolası kaşık düşmanı biz. Millet olma şuurunun doruklarını şehit olarak Çanakkale de, Anafartalarda, Trablusgarpta, Sakarya da yaşayan neslin torunları olan biz. Ötekileştirilip berileştirilen aynı yaşam tarzında olan biz... Saygılarımla...
YanıtlaSil