Nasıl bir yürek koymuş yaratan bu kuluna çözemedim. Yok arkadaş, kalp nakli yapıyorsun değişmiyor, damarı değiştiriyorsun, ana yüreği aynı kalıyor. Sana bakışları kaç yaşına gelirsen gel, ilk kucağına aldığında baktığı gibi. Kaç yalına gelirsen gel, ibtiyacın varsa dibinden ayŕılmkıyor.
Hostes bile uçak kalkmadan önce anons ediyor; "maskeyi önce kendinize, sonra bebeğinize takın" diye. Hostes de biliyor, bu hatırlatmayı yapmazsa "ANA REFLEKSİ" kendinden önce çocuğa takmaya çalışıp, kendisine de çocuğa da kötülük yapacak. Önce çocuğum düşüncesi ile fedakarlığa devam edecek ama bazen olmuyor işte. Hele bir de kendileri acıkınca çocuğu da acıkmak zorundaymış ve ya kendileri üşüdüğünde çocukları da üşümek zorundaymış gibi anlamsız yedirme ve giydirme çalışmaları var. Zaman zaman o kadar abartırlar ki, iyiliklerini düşünürken, farkında olmadan zarar bile verebilir ana yüreği. Yaradılış işte.Çok da fazla yapılabilecek bir şey yok bu konuda. Sadece biraz dikkatli olmak gerekiyor. Neticede bu ana. Bazıları da vardır ki, iyilik meleği olmaya namzet görür kendisini. Haydi o anaydı anladık. Sana ne oluyor birader. Anlayış; "ben kendimden önce karşımdakini düşünürüm" şeklindedir. Sen ana, karşındaki de evladın mı? Yanlış arkadaşım. Çevrene faydan olsun istiyorsan, karşındaki kim olursa olsun, dozunu abartmadan önce kendini düşünmeli ve korumalısın ki, yardımcı olabilmek için gerek maddi, gerek fiziki güce sahip olabilesiniz. Yoksa senin için aynen şöyle denecek; "özünde iyi insan da, yardımcı olmak isterken zarar veriyor işte. Adam şanssız."
Hakan Algan Resmi Web Sitesi
Bugün size çok sevdiğim bir komşumuzla aramızda geçen bir anımızı anlatacağım. Çoğunuzun bildiği gibi yaz aylarında Kütahya'nın kaplıca bölgelerinden birisi olan Yoncalıda kalıyorum. Çok tatlı komşularım var. Hele "Kötaaya şivesiynen gonuşuvesinle bi, nahanda onlaa dinleyiverisin aaşama gadaa" Doğal olarak ihtiyaçlar için zaman zaman Kütahya'ya gitmek gerekiyor. Yine ihtiyaçlarımızı almak için Kütahya'ya gitmek üzere evden çıktığım bir gün, hiç bir zaman benden dualarını esirgemeyen; Mürüvvet teyzem ve Hüsniye teyzem namaz saatleri dışında kalan zamanlarını değerlendirdikleri apartmanın kapısının önünde oturuyorlardı. Ayak üzeri biraz sohbet edip, hal hatır sorduktan sonra, arabaya doğru giderken, "Kütahya'dan istediğiniz bir şey var mı?" diye sordum. Hayatımda yediğim en lezzetli haşhaşlı gözlemenin ustası olan Hüsniye teyzem "a-ah olum. Sağ salim gidip gelive yeter" dedi. Mürüvvet teyzemse bana doğru burnunu kıvırarak; "sağol olum...

👏👏
YanıtlaSilNe güzel anlattın Annelerimizi..Sevgilerimle
YanıtlaSilEline sağlık Hakan abi
YanıtlaSilYa belki adamın içinde hep bir ukde kalmış ana olmak 🙃 belki adam önceki hayatında anaydı 😂😂 Hakancığım çok güzel olmuş yazı yüreğine sağlık 👍
YanıtlaSil