Ana içeriğe atla

EY ÖZGÜRLÜK

 




...

Herkes tutturmuş bir "özgürlüğümü kısıtlayamazsın" muhabbetidir gidiyor. Aslında  sen de dahil olmak üzere hiçbirimizin başkasının özgürlüğünü kısıtlama hakkı yok. Bir yere kadar doğru. Mesela arkadaşlarınla bahçede veya evde yemek yeme ve eğlenme özgürlüğün var. Ama başkalarını rahatsız etme özgürlüğünn yok. Oradaki ince çizgiyi ayarlayabildiğin sürece sorun yok. Eğlenirken dinlediğin müzik çeşidinden komşun hoşlanmıyor olabilir. Onun da, senin dinlediğin müziği dinlememe özgürlüğü olduğunu unutmamalı.

Ya da sağlığa zararlı olan, kapalı yerlerde kullanımının yasak olduğu sigara.  Senin kullanma özgürlüğün olduğu kadar, diğerinin de dumanı solumama diye bir özgürlüğü var.

Aşı da öyle değilmi? Bazıları covit aşısını vurulmama özgürlüğünü kullanırken, toplumsal bağışıklığımıza ulaşmamız engelleniyor gibi.

Aslında konu ne olursa olsun, çözüm sadece birbirimize  duyacağımız saygı gibi...


Hakan Algan

Yorumlar

  1. Başkalarının özgürlüğünü kısıtlayana kadar herkes özgürdür. Özgürlüğünün sınırı vardır yani.

    YanıtlaSil
  2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  3. Covit aşısını olmamak için direnenler. Ya şu dünyada çok önemli bireylermisiniz. Sanki ilim bilim adamı hepsi. Neymiş bunları öldürmek istiyorlarmış. Saçma Şaban başka şeyler. Her gün başka mutantlar çıkıyor

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

DUVAR En yararlı, bir o kadar da zaŕarlıdır duvar örmek. O nasıl oluyor diyenleri duyar gibiyim. Kullanıma bağlı. Duvarı nereye ördün? Ne kadar ördün vs, vs. Gizlenmek için mi, örtünmek için mi ördün? Sana zarar verecek doza göre, seni görmemesini mi, yoksa ulaşıp da zarar vermemesini mi istiyorsun? Önce buna karar verip ona göre örmeli duvarı. çok güçlüyse o duvarı aşamamalı.Bana bulaşmasın, geçsin gitsin diyorsan sağlamlığı önemlı değil. Görmesin yeter. Önemli olan doğru tehlikeyi tesbit edersen ona göre duvar örmek. İşte o zaman yararlı olur.

ENERJİ VAMPİRLERİ

  ... Adı ürkütücü değil mi? Aslında vampirler kadar olmasa da bunlar da korunmazsak az zarar vermez bize. Canlı ya da cansız her şeyin arasında bir enerji alış verişi olduğu zaten ıspatlanmış. İnsanlar arasında da bu alış veriş vardır. Siz de fark etmişsinizdir. Bazılarının yanında kendimizi çok mutlu hissederiz ve hemen "Ne kadar pozitif birisi" derız. Hatta fırsatını buldukça O'nu görmek isteriz. Bunun tam tersi, aynı ortamda bulunduğumuzda, neredeyse yaşama sevincimizin bile tükendiğini hissettiğimiz insanlar vardır. Onların enerji kaynağı diğer insanlardır. Gerek konuşmalarıyla, gerek tavırlarıyla sizdeki enerjiyi tüketir, kendileriyse sanki depoyu fullemiş gibi kalkar masadan. Artık tükenmiş gibi hissedersiniz kendinizi. Bunlar en yakınlarınız bile olabilir. Çoğu farkında bile olmadan yapar bunu. Çünkü kendisini bu şekilde iyi hisseder. Bu insanlar kanınızı emip öldürmez ama, enerjinizi emip, tüketir. Tercih meselesi ama bana sorarsanız; "sana doyum olmaz, ben ...

BAKIŞ AÇISI

  Akşama kadar ne çok şeye şahit oluyoruz gözlerimizle. Hepsini de gördüğümüzü sanıyoruz ama onun arkasında ya da yanında duranları da görüyor muyuz? Belki de göremediğimizden kahraman sandıklarımız kâbusumuz, kâbusumuz sandıklarımız da aslında kahramanımız ama biz farkında değiliz. Bunu fark edebilmemiz için sanki arkasına bakıp da değerlendirmemiz gerekmiyor mu? Ya da açımızı değıştirip, yanĺarına da bakmamız. Ne çok şey saklanabiliyor oralara. O yüzden karşılaştıklarımızın sağına, soluna, arkasına bakıp, sadece ön cephesinde gördüklerimizle değerlendirmesek daha sağlıklı değerlendirebiliriz sanki. Böylece kahramanımızı da, kâbusumuzu da ayırt edebiliriz. Sadece bakarken boynumuzu hafifçe sağa, sola eğmemiz ve arkasına dolaşıp bakmamız yeterli. Hakan ALGAN Resmi internet sitesi