Ana içeriğe atla

ŞAKA YAPTIM

 

...

Her şaka güldürmüyor. Size komik gelen, karşınızdakini rencide edebilir. O da bu lafları unutmazsa, şaka yapayım derken bir bakmışsınız, lafınızın esiri olmuşsunuz. O yüzden şaka yaparken bile dikkat etmeli. Kıvırması da zor olursa, durduk yerde al sana sıkıntı.

Ne yapsan anlatamayacağın gibi zekâ yaşında çıkar ortaya. Ne diyeceksin? Aslında ben zekiyim mi diyeceksin?

O yüzden aman diyim dikkat edin dostlar. Size komik gelen şaka, hayatınızın en dramatik muhabbetine dönüşmesin...


Hakan Algan

Yorumlar

  1. , 👍🏾👍🏾👍🏾

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok doğru bir şakaya şaka yaptiğin kişide gülmüyorsa o şaka deyil kaş yapayım derken göz çıkarmaya benzer

      Sil
  2. Tecrübeyle sabittir şaka yaptık gördük 🤭🤭🤭🤭

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Milyonları ağlattı k.
      40 yıl geriledi k.

      Sil
  3. Ben her şakaya gülmem mantık ararim her şeye gül enlere kizarim

    YanıtlaSil
  4. Bazı şakalar karşındakini üzer bunu anlıyorsan dengeli şaka yaparsan çok keyifli olur.Cansu'yu verdik😁😂😁😂

    YanıtlaSil
  5. Önce karşındaki kişiyi mutlu etmeli ŞAKA,
    SEN zaten şakaya başladığında, % 80 ne olacağını biliyorsun.
    İlk gülümseme ile şakaya başlamak. Ses tonunuzu minicik değiştirmeniz, şakayı daha bir anlamlı yapmaz mı..
    Sağlık ve saygılar dilerim.
    Hoşça kalın

    YanıtlaSil
  6. Aynen katılıyorum...zaman zaman böyle şeyler yaşıyoruz..şaka da olsa lâf ağızdan çıkmadan iyice bir tartmak gerek

    YanıtlaSil
  7. Anlık şakalar gülümsemek için hoş olabiliyor o an gülüp geçmek icin.Benn kimseye şaka yapmıyorum bana da yapılmasını istemiyorum.Essek cinsi şakalar zaten sıkıntılı.Cocukken gençken yapmış olabiliriz kocaman yaşını başini almış insanlar olarak yapılmasını doğru bulmuyorum👍

    YanıtlaSil
  8. Arkadaş dost ortamında sohbet gülmek eğlenmek şaka güzeldir fakat sohbeyin

    guzel devami icin şakanın konusu yeri zamanı vede yapılan kişi önemlidir

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

SARIŞIN-ESMER

  Nasıl çeşit çeşit yaratılmışız değil mi? Esmer var, sarışın var, siyahi var, çekik gözlü var. Bir çoğumuza aradaki farkı görebildiğimiz için olağan geliyor. Renkli gözler de yakışmış diye yorumlar bile yapıyoruz. Hatta marifetmiş gibi insanları da görebildiğimiz bu dış özelliklerine göre sınıflandırıyoruz. Haĺ böyle olunca görmediğimiz için anlamak istemediğimiz diğer farklılıklarımızı iyiki de anĺamak istemiyoruz demekten kendimi alamıyorum. Çünkü en yakınlarımız bile bu farklılıklarımızı sarışın ya da esmer olmamız kadar doğal karşılayamıyor. Belki içinizde bu yazdıklarıma hak verecek ama kendisiyle yüzleşme cesareti olmadığı içın "boşveeeer" diyenler çıkacak. Bana sorarsanız boşverilmeyecek kadar önemliçünkü telâfisi güç zararlar açabilir. Hani bazen karşımızdakine deriz ya; "bundan bu kadar etkilenecek ne var" diye. Ya da "sende bu kadar hassas olmayıver", diyoruz. Nedense bunların da sarışın ya da esmer olmak gibi yaradılış özelliği olduğunu ve deği...

MESLEK

Çocuklara büyüyünce ne olmak istediklerini sorduğumuzda ilk sıralardaki meslekler doktor, öğretmen, mühendis, polis, mimar, asker gibi mesleklerdir genelde. Bu mesleklere yönelmelerinin sebebi de çoğunlukla ebeveynleridir. Bazısı ısrarcı oldukları mesleğin daha iyi bir gelecek sağlayacağına inanır, bazısı da olmak isteyip de olamadıkları mesleği çocuklarının yapmasını istediklerinden ısrar ederler. Bu ısrarın dozunu bazen o kadar kaçırırlar ki, çocuk dünyanın en önemli mesleğini, ebeveynlerinin kendisini yönlendirdiği bu meslek olarak görür. Hatta çocukluğundan beri hedeflediği bu mesleğe ulaştıktan sonra bile bu düşüncesini devam ettirip, diğer meslek sahiplerini hor görebilecek hale gelir. Herkes için kendi işi çok önemlidir ama sadece bu kadar. Çünkü bu dünyada hep beraber, ortak bir yaşam sürdüğümüzü unutmamalı, gözümüzün dönüp kendimizi diğerlerinden üstün görmemize neden olmasına izin vermemeliyiz. Yani meslek grubuyla değil, tamamen karakterle ilgili bir durum. Çocukluğundan...

ÇÜRÜK BASAMAK

Düşünsenize, şu anda harika manzarası olan, ahşap, dublex bir evin verandasındasınız. Kahvenizi yudumlarken seyrettiğiniz manzara artık yeterli gelmemeye başlıyor ve üst kattan manzaranın daha güzel olduğunu ve oraya çıkmanız gerektiğini düşünüp, merdivenlere yöneliyorsunuz. Elinize aldığınız kahve fincanınızla ahşap merdivenleri çıkmaya başlıyorsunuz. Tam merdivenin ortalarına geldiğinizde, ahşapı artık çürümüş olan basamağa adımınızı attığınızda basamak kırılıyor. Kahvenizin döküldüğü yetmiyormuş gibi, ayağınız da inciniyor. Biraz toparlandıktan sonra basamakları çıkmaya devam ediyorsunuz. Hedefiniz üst kata çıkmak. Sonra basamakları çıkarken daha dikkatli olduğunuzu fark ediyorsunuz. Adımlarınızı daha temkinli atıyorsunuz. Çünkü ilk kazada hem ayağınızı incittiniz hem de kahvenizi kaybettiniz. Aynı sorunları tekrar yaşamak istemiyor, yine de yolunuzdan dönmeyip, üst kata ulaşıp, daha güzel gözüken manzarayı seyrediyorsunuz. Aynı hayatımızda, basamakları çıkarken karşımıza gelen ç...