Ana içeriğe atla

DEĞER

... Tarih boyunca insanların en büyük zaaflarından birisi de rüşvettir. Çok basit işleri bile rüşvetle çözmek daha kolay geliyor galibâ. Verenler de affedilecek gibi değil ama alanlara da akıl sır erecek gibi değil. Sanki rüşvet alanlar da kendilerine bedel biçiyormuş gibi geliyor. Arkadaşlar dana eti bile bu gün yüz Lira civarında ve bir dana üçyüz kilo dersek bile otuzbin liraya denk geliyor. Adam üç kuruş fazla para koymak için cebine, kendisini aşağılıyor. Bu işin de tarifesi olmalı yoksa otuzbin liranın altında bir miktara kendisine değer biçenler var. Bu da kendisini sığırdan değersiz görüyor anlamına geliyor. Mecbur muyuz kendisini sığırdan değersiz görenlerle yolda yürümeye? Hakan Algan

Yorumlar

  1. Kıymetli yazar arkadaşım, doğru söylüyorsun, zaten 100 TL verip et alacağına 30.000 TL verip dana almak daha uyguna geliyormuş. Biz bunu nasıl düşünemedik. Yıllardır tatil yapmıyoruz, otel fiyatları uçuk kaçık, ama şimdi akıllandık, hiç Otel almak fikri aklıma gelmemişti. Şimdi Otel almayı planlıyorum. Yaz tatilini ucuza getireceğim. Sahi Otel fiyatları hakkında bilgin var mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Antalya'da bir kaç deprem daha olursa otel fiyatları düşer.
      Kimi yerde otelin ederini belirlemek zordur, 8- 10 yıllık kârına alabileceğin olduğu gibi 2o yıllık kazancına bile alamayacağım otel ( kişi ) çıkar.

      Sil
  2. Yol arkadaşını ve gideceği yolu iyi seçenlerden olma umuduyla, Hakan'cım.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

SARIŞIN-ESMER

  Nasıl çeşit çeşit yaratılmışız değil mi? Esmer var, sarışın var, siyahi var, çekik gözlü var. Bir çoğumuza aradaki farkı görebildiğimiz için olağan geliyor. Renkli gözler de yakışmış diye yorumlar bile yapıyoruz. Hatta marifetmiş gibi insanları da görebildiğimiz bu dış özelliklerine göre sınıflandırıyoruz. Haĺ böyle olunca görmediğimiz için anlamak istemediğimiz diğer farklılıklarımızı iyiki de anĺamak istemiyoruz demekten kendimi alamıyorum. Çünkü en yakınlarımız bile bu farklılıklarımızı sarışın ya da esmer olmamız kadar doğal karşılayamıyor. Belki içinizde bu yazdıklarıma hak verecek ama kendisiyle yüzleşme cesareti olmadığı içın "boşveeeer" diyenler çıkacak. Bana sorarsanız boşverilmeyecek kadar önemliçünkü telâfisi güç zararlar açabilir. Hani bazen karşımızdakine deriz ya; "bundan bu kadar etkilenecek ne var" diye. Ya da "sende bu kadar hassas olmayıver", diyoruz. Nedense bunların da sarışın ya da esmer olmak gibi yaradılış özelliği olduğunu ve deği...

MESLEK

Çocuklara büyüyünce ne olmak istediklerini sorduğumuzda ilk sıralardaki meslekler doktor, öğretmen, mühendis, polis, mimar, asker gibi mesleklerdir genelde. Bu mesleklere yönelmelerinin sebebi de çoğunlukla ebeveynleridir. Bazısı ısrarcı oldukları mesleğin daha iyi bir gelecek sağlayacağına inanır, bazısı da olmak isteyip de olamadıkları mesleği çocuklarının yapmasını istediklerinden ısrar ederler. Bu ısrarın dozunu bazen o kadar kaçırırlar ki, çocuk dünyanın en önemli mesleğini, ebeveynlerinin kendisini yönlendirdiği bu meslek olarak görür. Hatta çocukluğundan beri hedeflediği bu mesleğe ulaştıktan sonra bile bu düşüncesini devam ettirip, diğer meslek sahiplerini hor görebilecek hale gelir. Herkes için kendi işi çok önemlidir ama sadece bu kadar. Çünkü bu dünyada hep beraber, ortak bir yaşam sürdüğümüzü unutmamalı, gözümüzün dönüp kendimizi diğerlerinden üstün görmemize neden olmasına izin vermemeliyiz. Yani meslek grubuyla değil, tamamen karakterle ilgili bir durum. Çocukluğundan...

ÇÜRÜK BASAMAK

Düşünsenize, şu anda harika manzarası olan, ahşap, dublex bir evin verandasındasınız. Kahvenizi yudumlarken seyrettiğiniz manzara artık yeterli gelmemeye başlıyor ve üst kattan manzaranın daha güzel olduğunu ve oraya çıkmanız gerektiğini düşünüp, merdivenlere yöneliyorsunuz. Elinize aldığınız kahve fincanınızla ahşap merdivenleri çıkmaya başlıyorsunuz. Tam merdivenin ortalarına geldiğinizde, ahşapı artık çürümüş olan basamağa adımınızı attığınızda basamak kırılıyor. Kahvenizin döküldüğü yetmiyormuş gibi, ayağınız da inciniyor. Biraz toparlandıktan sonra basamakları çıkmaya devam ediyorsunuz. Hedefiniz üst kata çıkmak. Sonra basamakları çıkarken daha dikkatli olduğunuzu fark ediyorsunuz. Adımlarınızı daha temkinli atıyorsunuz. Çünkü ilk kazada hem ayağınızı incittiniz hem de kahvenizi kaybettiniz. Aynı sorunları tekrar yaşamak istemiyor, yine de yolunuzdan dönmeyip, üst kata ulaşıp, daha güzel gözüken manzarayı seyrediyorsunuz. Aynı hayatımızda, basamakları çıkarken karşımıza gelen ç...