Ana içeriğe atla

MÜTEVAZİ


 





...

.

Arkadaşlar bu günkü yazı size birâz sıkıcı gelebılir. Ders alınabilecek bir olay olduğundan yazıyorum. Yazı, başımdan geçen bir olayı anlatacağım. En başta söyleyeyim; değer vediklerim dışındakilerin bu tarz konuşmalarını dikkate almam. Değer verdiklerim de zaten böyle konuşmaz.

Belki benden on yaş büyük, hayatı boyunca da hiçbir başarısı olmamış bir kadın benim için; "bununki de hayat mı? Ceset gibi yatıyor:" demiş. Teyzeciğim; birincisi, yatsam da, ayakta olsam da hayatı seviyorum ve sonuna kadar elimden geleni yapacağım. Bu lafların kulağıma geldi. Bu dünyayı seninle paylaştığım için sana saygı duydum ve muhatab oldum. Keşke insan olarak kendine verilen değeri bilseydin.

Bu adam elli yaşında. Yani senden neredeyse on yaş küçük. 

Şu ana kadar sığdırabildiklerimin bir kısmını sayıyorum,

Bu adam mühendis.

Çalıştığı son firmada maliyeti tam %20 düşürdü, aynı personelle kapasiteyi 2 katına çıkardı,

Üçü basılmış, biri  basımda, dördü yazım âşamasıñdâ 8 kıtabı,

Bir kısâ  metraj, bir uzun metraj film senaryosu, bir tiyatro  oyunu vâr 

En az 10-15 söyleşiye, tv ve radyo programına katıldı,

Bulunduğu şehirde insanların cesed(!) gibi yatmaması için dernek kurdu bu adam.

Haftada iki gün blog sayfasında yayınladığı yazılâri ve şiirleri vâr bu ,adâmın.

Bence en önemlisi; insanlığa ne gibi faydası olabilir diye düşünüp, senin de faydalanabileceğin projeler üretip, gerekli yerlere sunuyor senin tabirinle bu cesed(!)

Yani senin aksine iki kişiyi bir arada görünce dedikoduyu seçmiyor bu  cesed(!)

Bükemediğim bileği öpmesini de, hâddimide bilirim ama hakarete vaŕacâk söze de tahâmmül edemem. Emeķ var neticede. Söylediklerini dikkate aldığım için yazmâdım ama bunu yazmasaydım, kendime saygısızlık yapmış olurdum. Yazın dâ kelimelerle olmasa bile, görüntüyle seninle bir muhâbbet edeceğiz umarım.

Şimdi sen anlât bakalım. Bu csesed(!) den on yıl fazla yaşâmana rağmen bu miĺlete ne verdin???

Arkadaşlar, çok mütevazi oĺmayın. Kime nasıl davranacağınızı iyi seçin. Hem hak edenlerin hem de hak etmeyenlerin yeri de belli olmuş olur. Böylece birbirinin koltuğuna da oturmâzlar. Zaten mücadele etmek zorunda kaldığımız onca şey varken, yenilerini de siz oluşturmayın. Sonra çıkıyor boş boğâzın biri sinir bozuyor, aynaya bakmadan...


Hakan Algan





Yorumlar

  1. Kalemine ✏️, yüreğine sağlık 👍

    YanıtlaSil
  2. İnsanların ağzı torba deyilki büzelim ağzı olan konuşuyor ama bizede hayat öğretmen deyilmi bu tür insanlarda olacakki değeri hak eden olduğu gibi hak etmeyenler de var onu bilelim azmin için sizi kutluyorum yaşayan ölü olmaktansa ceset olup faydalı olmak en güzeli başarılarımız daim olsun yaşama sevinci her zorluğu yener zaman sizin için hangi mucizelerini sakliyorsa onu seçelim. saygılar

    YanıtlaSil
  3. Yuregine sağlık seni bilenler biliyor.

    YanıtlaSil
  4. Senin yaşama bakışın, ürettiklerin bizim hayranlığımızı kazanmışken, boş laflarla bakıp da üzme kendini, Hakan'ım.

    YanıtlaSil
  5. O güzel beynine sağlık.
    İyiki tanımışım sizi.
    Nasılsınız?

    YanıtlaSil
  6. Seni seviyoruz hakan kardesim...

    YanıtlaSil
  7. Müthiş yazmışsın Hakancığım.Hak edene bile hak ettiğinden gram fazla değer vermeyeceksin bu hayatta.İyiki varsın; kendin için ve en önemlisi de bizler için.Selâmlar Sevgiler...

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

OMURGA ÖNEMLİ

Hiç düşündünüz mü, yeryüzünde kaç canlı var? Milyon? Milyar? Trilyon? Katrilyon? Çeşit, çeşit. Bazısı tek hücreli, bazısı kafadan bacaklı, bazısı ise etçil, otçul diye uzayıp gidiyor. Çoğu da birbirini biliyor. Denizin bilmem kaç metre altında yaşayan bir balık; karşısına çıktığında kendisini kabartarak atarlanan diğer deniz canlısına bulaşmaması gerektiğini biliyor. Neticede atarlı abimizin bir duruşu var ve bu duruş kendisine bir saygınlık sağlamış denizler aleminde. Karada ise gerek avını ürkütmek için, gerekse de kendisini saldırıya karşı savunabilmek için omurgasını kullanarak şeklini değiştirenler çıkıyor karşımıza. Omurgasını kullanarak hem kendisini koruyabilir, hem avını görüntüsüyle ürküterek daha kolay avlayabilir, en önemlisi de karşısındakini korkutarak da olsa saygısını kazanır bu duruşuyla. Biz insanlar da omurgalılardanız. Bir kısmımız her ne kadar içgüdüsel kullanarak, sadece kavgalarda horozlanmak (!) için kullansak da, omurgalıyız işte. Halbuki omurgamızı fikirler...

ENERJİ VAMPİRLERİ

  ... Adı ürkütücü değil mi? Aslında vampirler kadar olmasa da bunlar da korunmazsak az zarar vermez bize. Canlı ya da cansız her şeyin arasında bir enerji alış verişi olduğu zaten ıspatlanmış. İnsanlar arasında da bu alış veriş vardır. Siz de fark etmişsinizdir. Bazılarının yanında kendimizi çok mutlu hissederiz ve hemen "Ne kadar pozitif birisi" derız. Hatta fırsatını buldukça O'nu görmek isteriz. Bunun tam tersi, aynı ortamda bulunduğumuzda, neredeyse yaşama sevincimizin bile tükendiğini hissettiğimiz insanlar vardır. Onların enerji kaynağı diğer insanlardır. Gerek konuşmalarıyla, gerek tavırlarıyla sizdeki enerjiyi tüketir, kendileriyse sanki depoyu fullemiş gibi kalkar masadan. Artık tükenmiş gibi hissedersiniz kendinizi. Bunlar en yakınlarınız bile olabilir. Çoğu farkında bile olmadan yapar bunu. Çünkü kendisini bu şekilde iyi hisseder. Bu insanlar kanınızı emip öldürmez ama, enerjinizi emip, tüketir. Tercih meselesi ama bana sorarsanız; "sana doyum olmaz, ben ...

SARIŞIN-ESMER

  Nasıl çeşit çeşit yaratılmışız değil mi? Esmer var, sarışın var, siyahi var, çekik gözlü var. Bir çoğumuza aradaki farkı görebildiğimiz için olağan geliyor. Renkli gözler de yakışmış diye yorumlar bile yapıyoruz. Hatta marifetmiş gibi insanları da görebildiğimiz bu dış özelliklerine göre sınıflandırıyoruz. Haĺ böyle olunca görmediğimiz için anlamak istemediğimiz diğer farklılıklarımızı iyiki de anĺamak istemiyoruz demekten kendimi alamıyorum. Çünkü en yakınlarımız bile bu farklılıklarımızı sarışın ya da esmer olmamız kadar doğal karşılayamıyor. Belki içinizde bu yazdıklarıma hak verecek ama kendisiyle yüzleşme cesareti olmadığı içın "boşveeeer" diyenler çıkacak. Bana sorarsanız boşverilmeyecek kadar önemliçünkü telâfisi güç zararlar açabilir. Hani bazen karşımızdakine deriz ya; "bundan bu kadar etkilenecek ne var" diye. Ya da "sende bu kadar hassas olmayıver", diyoruz. Nedense bunların da sarışın ya da esmer olmak gibi yaradılış özelliği olduğunu ve deği...