Hiç düşündünüz mü, yeryüzünde kaç canlı var? Milyon? Milyar? Trilyon? Katrilyon? Çeşit, çeşit. Bazısı tek hücreli, bazısı kafadan bacaklı, bazısı ise etçil, otçul diye uzayıp gidiyor. Çoğu da birbirini biliyor. Denizin bilmem kaç metre altında yaşayan bir balık; karşısına çıktığında kendisini kabartarak atarlanan diğer deniz canlısına bulaşmaması gerektiğini biliyor. Neticede atarlı abimizin bir duruşu var ve bu duruş kendisine bir saygınlık sağlamış denizler aleminde. Karada ise gerek avını ürkütmek için, gerekse de kendisini saldırıya karşı savunabilmek için omurgasını kullanarak şeklini değiştirenler çıkıyor karşımıza. Omurgasını kullanarak hem kendisini koruyabilir, hem avını görüntüsüyle ürküterek daha kolay avlayabilir, en önemlisi de karşısındakini korkutarak da olsa saygısını kazanır bu duruşuyla. Biz insanlar da omurgalılardanız. Bir kısmımız her ne kadar içgüdüsel kullanarak, sadece kavgalarda horozlanmak (!) için kullansak da, omurgalıyız işte. Halbuki omurgamızı fikirler...

Yüreğin sağlık
YanıtlaSil*Yok olmanın zorunluluğu*
YanıtlaSilEnerjinin dönüşümünü çağrıştırdı.
Sevgi de kin ve aşk da,.
Başlangıçta,
BİR enerji değilmiydi? Beynimizdeki..
- - -
Hakan dost emeklerine sağlık.
💐💐💐
YanıtlaSilDevr-i alem alıp vermeler toprağa girmeler Toprak kokup tekrar filizlenmeler, içimizdeki kanın döngüsü, yağan yağmurun döngüsü somut olarak bellidir. Her ne kadar soyut olsa da hayaller sevdalar ayrılıklar vuslatlar sınırsızca hayalde Sevda'nın beslenmesi kök salması bizim elimizde... Bana kalsa hepsi bu döngünün içinde biz bilerek veya bilmeyerek bu senaryoda bir figüran ses
YanıtlaSilYüreğine sağlık 👍
YanıtlaSil