Hiç düşündünüz mü, yeryüzünde kaç canlı var? Milyon? Milyar? Trilyon? Katrilyon? Çeşit, çeşit. Bazısı tek hücreli, bazısı kafadan bacaklı, bazısı ise etçil, otçul diye uzayıp gidiyor. Çoğu da birbirini biliyor. Denizin bilmem kaç metre altında yaşayan bir balık; karşısına çıktığında kendisini kabartarak atarlanan diğer deniz canlısına bulaşmaması gerektiğini biliyor. Neticede atarlı abimizin bir duruşu var ve bu duruş kendisine bir saygınlık sağlamış denizler aleminde. Karada ise gerek avını ürkütmek için, gerekse de kendisini saldırıya karşı savunabilmek için omurgasını kullanarak şeklini değiştirenler çıkıyor karşımıza. Omurgasını kullanarak hem kendisini koruyabilir, hem avını görüntüsüyle ürküterek daha kolay avlayabilir, en önemlisi de karşısındakini korkutarak da olsa saygısını kazanır bu duruşuyla. Biz insanlar da omurgalılardanız. Bir kısmımız her ne kadar içgüdüsel kullanarak, sadece kavgalarda horozlanmak (!) için kullansak da, omurgalıyız işte. Halbuki omurgamızı fikirler...

O kadar alıştık ki düz tümcelere.
YanıtlaSilKi onları bile, anlayamaz olduk.
Fakat siz yapınca, yazar beyninzde
ne güzel imğeler oluşturuyor okuyucuda. Devrik yazılarınız. Teşekkürler ve başarılar.
Ellerine sağlık Hakancığım...
YanıtlaSilÇok doğru Hakancım güneş gidip ışıklar yanmaya başladığında dışarıdaysam hüzün huzursuzluk ama evimdeyseysem huzur kaplar
YanıtlaSilÇok güzel.
YanıtlaSilÇok güzel...
YanıtlaSilYöregine saglik
YanıtlaSil