Bir yılı geçtik. Bunaldık. Fakirleştik. Öldük. Hepsini bir yılda kendi kendimize yaptık. Bazılarımıza göre tek sorumlusu devleti temsil eden hükümetin politikaları. Diğer devletler vatandaşına bizimkilerden daha çok yardımcı oldu diye düşünebilir. Kısmen haklı da olabilirler. Ama unutmamak gerekir ki; her ana baba çocuğuna imkânları ölçüsünde harçlık verir. Bizim devlet babamız da paraları yemiş ve bu kadar para kalmış. Bununla ilgili tepkiyi daha önce göstermek gerekirdi. Konunun bu kısmını uzatmadan kendi yaptıklarımıza bakalım. Üzerimize düşeni yaptık mı acaba. Bütün dünya bir yılı aşkın bir zamandır toplam üç saniye süren bir tedbir çığlığı atıyor ama halâ anlamamak için direniyoruz. MASKE, MESAFE, HİJYEN. Uyacağımız sadece bu kural. Ama maske takmamayı kolluk kuvvetlerine saygısızlık olarak görüyoruz ki, onları görür görmez hemen maskemizi cebimizden çıkarıp, burnumuza çekiyoruz. Mesafe konusunda ikaz edildiğimizde; Sanki millet tanımadıklarıyla sarmaş dolaş geziyormuş gibi, "ama o benim arkadaşım" diyoruz. Hijyene de hiç girmeyelim ki, bu işin detayları ürkütücü olabilir. Bunlara dikkat etseydik yemyeşil yurdumuzu kırmızıya boyamış olmazdık. Bunlara dikkat etseydik, o zaman hükümetin yapmadıklarını sert bir şekilde eleştirme hakkını kendimizde bulabilirdik. Ben burada hükümetin yaptıklarını savunmuyor, sadece hasret kaldığımız adilane bakışla bir de kendi yaptıklaŕımızı görelim istiyorum. Ülkeyi kırmızıya boyarken, hükümet boyalaŕı ve fırçayı verdi. Halk olarak bizim yaptığımızsa işçilikti. Anlayana maske, mesafe yaz, anlamayanı entübe etsén az
Hakan Algan Resmi Web Sitesi
Hiç düşündünüz mü, yeryüzünde kaç canlı var? Milyon? Milyar? Trilyon? Katrilyon? Çeşit, çeşit. Bazısı tek hücreli, bazısı kafadan bacaklı, bazısı ise etçil, otçul diye uzayıp gidiyor. Çoğu da birbirini biliyor. Denizin bilmem kaç metre altında yaşayan bir balık; karşısına çıktığında kendisini kabartarak atarlanan diğer deniz canlısına bulaşmaması gerektiğini biliyor. Neticede atarlı abimizin bir duruşu var ve bu duruş kendisine bir saygınlık sağlamış denizler aleminde. Karada ise gerek avını ürkütmek için, gerekse de kendisini saldırıya karşı savunabilmek için omurgasını kullanarak şeklini değiştirenler çıkıyor karşımıza. Omurgasını kullanarak hem kendisini koruyabilir, hem avını görüntüsüyle ürküterek daha kolay avlayabilir, en önemlisi de karşısındakini korkutarak da olsa saygısını kazanır bu duruşuyla. Biz insanlar da omurgalılardanız. Bir kısmımız her ne kadar içgüdüsel kullanarak, sadece kavgalarda horozlanmak (!) için kullansak da, omurgalıyız işte. Halbuki omurgamızı fikirler...

🥺🙏🙏🙏💐💐💐
YanıtlaSil👍
YanıtlaSilNe yaparsın ki, seviyemiz bu. Bunca uyarılara rağmen lebaleb toplantılar, düğünler, eğlenceler .. Ne olmasını bekliyorduk ki?
YanıtlaSil👍
YanıtlaSilCanım harika bir yazı olmuş yine. Söylediğin gibi çok haklısın. Memleketi parsel parsel satarken kimsenin sesi çıkmadı. Sıcak para bollugundan kimse anlamadı. Biz anladık ama anlatamadık. Herşeyi hakettik.
YanıtlaSilÇok tatlı bir yazı..
YanıtlaSilGüzel yurduma bu yakışıyor demekki, her Toplum kendi istediği rejimle yönetilir...
Aptallar çoğunlukta olunca, diğerlerine ÇOK İŞ DÜŞÜYOR.
YAŞAMINIZDA BAŞARILAR.
Maskeyi taşır cepte
YanıtlaSilKolonyası durur WC de
Akşama düğünleri var
Koyamaz hiç mesafe... Bilin bakalım bu kimdir?
Canım mı desem, bir tanem mi desem, Hakanım Alınganım mı desem, çok tatlı gıymatlı bir yazı olmuş mu desem. Abi yazının da tatlısını da gördük ya covit olsam gam yemem. Yazılarını özlemle takip ediyordum hayatım, bundan böyle takipçilerini de takip ediyorum:))) gerisini sen düşün!!!
YanıtlaSil