Ana içeriğe atla

ATA TOHUMU

 




...

En hassas olduğum konulardan birisine yine değineceğim. Ata tohumu. İki seçeneğimiz var. Ya hibrit tohumu kullacağız ya da ata tohumu. Size hibritten biraz bahsedeceğim. Tercih tabii ki sizin.

Hibrit kullanıldığını düşünün. Güya daha verimli olan hıbrit tohumdan söylenen verimi elde etmek için, aynı firmalar tarafından üretilen kimyasal gübreleri kullanmanız gerekiyor. Bu gübréleri kullandığınızda çıkan yabani otlarda yetişen zararlı böcekleri öldürmek için yine aynı firma tarafından üretilen tarım ilaçlarını kullanmamız gerekiyor. Bu ilaçların iki sıkıntısı oluyor. Birincisi yararlı böcekler de ölüyor. İkınci sıkıntı ise bu ilaçlar temizlenemiyor. Böceklerin soluyaraķ öldüğü tarım ilaçlarını bizler aldığımız ürünle yiyoruz. Bu da hastâlanmamıza sebep oluyor. Tedavi olmak için ilaç kullanıyoruz. Bu ilaçĺarı üreten firmasizce hangisi. Toplasan yediyı geçmeyen firmalar kisır döngüye soķuyör bizi. 

Karar sizın. Canınızdan çok sevdiğiniz çocuğunuza da bu ürünleri yedirerek döngüye bir kişi dâha ekleyebilir veya ata tohumu ürünlerle beslenmesini sağlarsıniz. Bir karış toprak, balkonlardaki sâksılar bile boş bırakılmamalı.

"Petrolü kontrol ederseniz ulusları, gıdayı kontrol ederseniz tüm insanlığı kontrol edersiniz. Tarım tarım bakanlığıña bırakılamayacak kadar önemlidir." Henry Kissinger (Amerikalı diplömat)


Hakan Algan 

Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

DUVAR En yararlı, bir o kadar da zaŕarlıdır duvar örmek. O nasıl oluyor diyenleri duyar gibiyim. Kullanıma bağlı. Duvarı nereye ördün? Ne kadar ördün vs, vs. Gizlenmek için mi, örtünmek için mi ördün? Sana zarar verecek doza göre, seni görmemesini mi, yoksa ulaşıp da zarar vermemesini mi istiyorsun? Önce buna karar verip ona göre örmeli duvarı. çok güçlüyse o duvarı aşamamalı.Bana bulaşmasın, geçsin gitsin diyorsan sağlamlığı önemlı değil. Görmesin yeter. Önemli olan doğru tehlikeyi tesbit edersen ona göre duvar örmek. İşte o zaman yararlı olur.

ENERJİ VAMPİRLERİ

  ... Adı ürkütücü değil mi? Aslında vampirler kadar olmasa da bunlar da korunmazsak az zarar vermez bize. Canlı ya da cansız her şeyin arasında bir enerji alış verişi olduğu zaten ıspatlanmış. İnsanlar arasında da bu alış veriş vardır. Siz de fark etmişsinizdir. Bazılarının yanında kendimizi çok mutlu hissederiz ve hemen "Ne kadar pozitif birisi" derız. Hatta fırsatını buldukça O'nu görmek isteriz. Bunun tam tersi, aynı ortamda bulunduğumuzda, neredeyse yaşama sevincimizin bile tükendiğini hissettiğimiz insanlar vardır. Onların enerji kaynağı diğer insanlardır. Gerek konuşmalarıyla, gerek tavırlarıyla sizdeki enerjiyi tüketir, kendileriyse sanki depoyu fullemiş gibi kalkar masadan. Artık tükenmiş gibi hissedersiniz kendinizi. Bunlar en yakınlarınız bile olabilir. Çoğu farkında bile olmadan yapar bunu. Çünkü kendisini bu şekilde iyi hisseder. Bu insanlar kanınızı emip öldürmez ama, enerjinizi emip, tüketir. Tercih meselesi ama bana sorarsanız; "sana doyum olmaz, ben ...

BAKIŞ AÇISI

  Akşama kadar ne çok şeye şahit oluyoruz gözlerimizle. Hepsini de gördüğümüzü sanıyoruz ama onun arkasında ya da yanında duranları da görüyor muyuz? Belki de göremediğimizden kahraman sandıklarımız kâbusumuz, kâbusumuz sandıklarımız da aslında kahramanımız ama biz farkında değiliz. Bunu fark edebilmemiz için sanki arkasına bakıp da değerlendirmemiz gerekmiyor mu? Ya da açımızı değıştirip, yanĺarına da bakmamız. Ne çok şey saklanabiliyor oralara. O yüzden karşılaştıklarımızın sağına, soluna, arkasına bakıp, sadece ön cephesinde gördüklerimizle değerlendirmesek daha sağlıklı değerlendirebiliriz sanki. Böylece kahramanımızı da, kâbusumuzu da ayırt edebiliriz. Sadece bakarken boynumuzu hafifçe sağa, sola eğmemiz ve arkasına dolaşıp bakmamız yeterli. Hakan ALGAN Resmi internet sitesi