Ana içeriğe atla

GEREKSİZ

 




...

Bazen o kadar anlamsız tartışmalara şahitt oluyoruz ki, tartışmanın sonucu zaten daha başlamadan aslında belli.

Burası bir hukuk devleti olduğundan ne yapıp, ne yapmamamız gerektiği kanunlarla belirlenmiş. Sesi çok çıkanın bu tarz bir tartışmayı kazanma şansı yok. Kanun ne diyorsa o. 

Üstelik kanunĺara ulaşmak da internet çağında yaşadığımızdan çok kolay. Bakılır ilgili kanun maddesine, ne diyorsa o yapılır.

Bu tarz gereksiz tartışmalara girip,ne kendimizi yıpratmaya, ne de rezil olmaya gerek var.


Hakan Algan 

Yorumlar

  1. İlgili konu onlarca yıl ,sağa sola yalpalayarak, tam bir toplumsal çözüm üretmeden sadece bugünün koşullarını düşünerek yapılmış ,uygulanmış bir saçmalık olunca ister istemez bazı konuları anayasanın bile çözemeyeceği duruma gelmiştir.
    hakları elinden alınan üniversitelerin en güzel yerlerinde okuması gereken gencecik fidanlarımız ,üniversite soruları ;satıldığı çalındığı hatta hatta doğrudan hile ile üniversitenin o bölümüne yerleştirilmiş ve yine sahte diploma ile , pek çok gencin hakları alınmıştır, sonunda yüzlerce intihar olayı gerçekleşmiştir ailelerini kurması gereken, olması gereken yuvaları ve onların başarı ile çalışmaları
    da engellenmiştir .
    ülkemiz daha da gerilere o yüzden gitmiştir.
    bir an önce gerçek üst kurumlar mağdur kişilerin, ailelerinin, bu belirttiğim nedenler ile mağdur kişilerin sorunlarına çözüm bulmalı .haydi çalışma zamanı ... teşekkürler Hakan Bey.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

SARIŞIN-ESMER

  Nasıl çeşit çeşit yaratılmışız değil mi? Esmer var, sarışın var, siyahi var, çekik gözlü var. Bir çoğumuza aradaki farkı görebildiğimiz için olağan geliyor. Renkli gözler de yakışmış diye yorumlar bile yapıyoruz. Hatta marifetmiş gibi insanları da görebildiğimiz bu dış özelliklerine göre sınıflandırıyoruz. Haĺ böyle olunca görmediğimiz için anlamak istemediğimiz diğer farklılıklarımızı iyiki de anĺamak istemiyoruz demekten kendimi alamıyorum. Çünkü en yakınlarımız bile bu farklılıklarımızı sarışın ya da esmer olmamız kadar doğal karşılayamıyor. Belki içinizde bu yazdıklarıma hak verecek ama kendisiyle yüzleşme cesareti olmadığı içın "boşveeeer" diyenler çıkacak. Bana sorarsanız boşverilmeyecek kadar önemliçünkü telâfisi güç zararlar açabilir. Hani bazen karşımızdakine deriz ya; "bundan bu kadar etkilenecek ne var" diye. Ya da "sende bu kadar hassas olmayıver", diyoruz. Nedense bunların da sarışın ya da esmer olmak gibi yaradılış özelliği olduğunu ve deği...

MESLEK

Çocuklara büyüyünce ne olmak istediklerini sorduğumuzda ilk sıralardaki meslekler doktor, öğretmen, mühendis, polis, mimar, asker gibi mesleklerdir genelde. Bu mesleklere yönelmelerinin sebebi de çoğunlukla ebeveynleridir. Bazısı ısrarcı oldukları mesleğin daha iyi bir gelecek sağlayacağına inanır, bazısı da olmak isteyip de olamadıkları mesleği çocuklarının yapmasını istediklerinden ısrar ederler. Bu ısrarın dozunu bazen o kadar kaçırırlar ki, çocuk dünyanın en önemli mesleğini, ebeveynlerinin kendisini yönlendirdiği bu meslek olarak görür. Hatta çocukluğundan beri hedeflediği bu mesleğe ulaştıktan sonra bile bu düşüncesini devam ettirip, diğer meslek sahiplerini hor görebilecek hale gelir. Herkes için kendi işi çok önemlidir ama sadece bu kadar. Çünkü bu dünyada hep beraber, ortak bir yaşam sürdüğümüzü unutmamalı, gözümüzün dönüp kendimizi diğerlerinden üstün görmemize neden olmasına izin vermemeliyiz. Yani meslek grubuyla değil, tamamen karakterle ilgili bir durum. Çocukluğundan...

ÇÜRÜK BASAMAK

Düşünsenize, şu anda harika manzarası olan, ahşap, dublex bir evin verandasındasınız. Kahvenizi yudumlarken seyrettiğiniz manzara artık yeterli gelmemeye başlıyor ve üst kattan manzaranın daha güzel olduğunu ve oraya çıkmanız gerektiğini düşünüp, merdivenlere yöneliyorsunuz. Elinize aldığınız kahve fincanınızla ahşap merdivenleri çıkmaya başlıyorsunuz. Tam merdivenin ortalarına geldiğinizde, ahşapı artık çürümüş olan basamağa adımınızı attığınızda basamak kırılıyor. Kahvenizin döküldüğü yetmiyormuş gibi, ayağınız da inciniyor. Biraz toparlandıktan sonra basamakları çıkmaya devam ediyorsunuz. Hedefiniz üst kata çıkmak. Sonra basamakları çıkarken daha dikkatli olduğunuzu fark ediyorsunuz. Adımlarınızı daha temkinli atıyorsunuz. Çünkü ilk kazada hem ayağınızı incittiniz hem de kahvenizi kaybettiniz. Aynı sorunları tekrar yaşamak istemiyor, yine de yolunuzdan dönmeyip, üst kata ulaşıp, daha güzel gözüken manzarayı seyrediyorsunuz. Aynı hayatımızda, basamakları çıkarken karşımıza gelen ç...