Ana içeriğe atla

ANGUT

 




...

Bana çok ilginç gelen bir eleman daha bu günkü yazının kahramanı. Ördekgıllerden olan bu arkâdaşın adını hakaret sözcüğü olaŕak kullanıyoruz. Halbuki bana sorarsanız; iltifat etmek ıçin kullanılmalı ve ders almamız gereken güzel bir arkadaş.

Birinci özelliği patlama sesini duyması düşmesi için yeterli. Yani vurulmasına gerek yok. 

İkinci bir özelliği var ki; akıllara ziyan. Bu ķuş eşıne o kadar sadık ki, o öldüğünde başında bekliyor, taa ki kendisi de ölene kadar.

Sizce de iltifat değil mi?


Hakan Algan

Yorumlar

  1. Evet hayata küsüyor ve bir daha eşleşmiyor

    YanıtlaSil
  2. Normalde kuşlar iniş yaptığında rüzgarı karşısına alır ve kanatlarını açarak iner.. Angut kuşları ise buna dikkat etmez ve rüzgarı arkadan yerse indiğinde yerde yuvarlanır.. O nedenle Angut kelimesi hakaret olarak kullanılır.

    YanıtlaSil
  3. Hani bizler en üstün özellikle olan canlılarmışız falan ya, işte bu tamamen lafügüzaf. "Kuşbeyinli" derken, aslında çoğu kimse karışısındakine iltifat ettiğinin bilincinde değil..

    YanıtlaSil
  4. Teşekkürler canım. Bilgimizde artıyor sayende. Sevgiler

    YanıtlaSil
  5. Bilimsel yayınlar da gerekli, teşekkürler. Azda ekonomi mi yapsak.
    Başarılar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İstediğiniz tarzdaki yazılarımı her pazartesi, çarşamba,
      cuma www.sehrimantalya.com sitesindeki köşemde okuyabilirsiniz.

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

YARIM ELMA GÖNÜL ALMA

Bugün size çok sevdiğim bir komşumuzla aramızda geçen bir anımızı anlatacağım. Çoğunuzun bildiği gibi yaz aylarında Kütahya'nın kaplıca bölgelerinden birisi olan Yoncalıda kalıyorum. Çok tatlı komşularım var. Hele "Kötaaya şivesiynen gonuşuvesinle bi, nahanda onlaa dinleyiverisin aaşama gadaa" Doğal olarak ihtiyaçlar için zaman zaman Kütahya'ya gitmek gerekiyor. Yine ihtiyaçlarımızı almak için Kütahya'ya gitmek üzere evden çıktığım bir gün, hiç bir zaman benden dualarını esirgemeyen; Mürüvvet teyzem ve Hüsniye teyzem namaz saatleri dışında kalan zamanlarını değerlendirdikleri apartmanın kapısının önünde oturuyorlardı. Ayak üzeri biraz sohbet edip, hal hatır sorduktan sonra, arabaya doğru giderken, "Kütahya'dan istediğiniz bir şey var mı?" diye sordum. Hayatımda yediğim en lezzetli haşhaşlı gözlemenin ustası olan Hüsniye teyzem "a-ah olum. Sağ salim gidip gelive yeter" dedi. Mürüvvet teyzemse bana doğru burnunu kıvırarak; "sağol olum...

SARIŞIN-ESMER

  Nasıl çeşit çeşit yaratılmışız değil mi? Esmer var, sarışın var, siyahi var, çekik gözlü var. Bir çoğumuza aradaki farkı görebildiğimiz için olağan geliyor. Renkli gözler de yakışmış diye yorumlar bile yapıyoruz. Hatta marifetmiş gibi insanları da görebildiğimiz bu dış özelliklerine göre sınıflandırıyoruz. Haĺ böyle olunca görmediğimiz için anlamak istemediğimiz diğer farklılıklarımızı iyiki de anĺamak istemiyoruz demekten kendimi alamıyorum. Çünkü en yakınlarımız bile bu farklılıklarımızı sarışın ya da esmer olmamız kadar doğal karşılayamıyor. Belki içinizde bu yazdıklarıma hak verecek ama kendisiyle yüzleşme cesareti olmadığı içın "boşveeeer" diyenler çıkacak. Bana sorarsanız boşverilmeyecek kadar önemliçünkü telâfisi güç zararlar açabilir. Hani bazen karşımızdakine deriz ya; "bundan bu kadar etkilenecek ne var" diye. Ya da "sende bu kadar hassas olmayıver", diyoruz. Nedense bunların da sarışın ya da esmer olmak gibi yaradılış özelliği olduğunu ve deği...

MESLEK

Çocuklara büyüyünce ne olmak istediklerini sorduğumuzda ilk sıralardaki meslekler doktor, öğretmen, mühendis, polis, mimar, asker gibi mesleklerdir genelde. Bu mesleklere yönelmelerinin sebebi de çoğunlukla ebeveynleridir. Bazısı ısrarcı oldukları mesleğin daha iyi bir gelecek sağlayacağına inanır, bazısı da olmak isteyip de olamadıkları mesleği çocuklarının yapmasını istediklerinden ısrar ederler. Bu ısrarın dozunu bazen o kadar kaçırırlar ki, çocuk dünyanın en önemli mesleğini, ebeveynlerinin kendisini yönlendirdiği bu meslek olarak görür. Hatta çocukluğundan beri hedeflediği bu mesleğe ulaştıktan sonra bile bu düşüncesini devam ettirip, diğer meslek sahiplerini hor görebilecek hale gelir. Herkes için kendi işi çok önemlidir ama sadece bu kadar. Çünkü bu dünyada hep beraber, ortak bir yaşam sürdüğümüzü unutmamalı, gözümüzün dönüp kendimizi diğerlerinden üstün görmemize neden olmasına izin vermemeliyiz. Yani meslek grubuyla değil, tamamen karakterle ilgili bir durum. Çocukluğundan...