Ana içeriğe atla

10 KASIM

 





...

KONUŞULMUYOR

Konuşulmuyor

Denize döktüğün düşmañ

Kovaladığın kargalar kadar.


Sünnet diyorlar entariye,

Deve yerine cipĺe gezenler.


Düşünmek bile istemiyor

Kurduğun kurumlardakı makamda oturanlar,

En çok da kul hakkından bahseden bunlar.


Dinini öğrensin diye tercüme ettirdiğin Kuran,

En kıymetli kitap, dolabimızda duran.

Okuyan yok ama, herkes alim evinde bulunduran


Nohutun tadı kalmadı sensiz kaldıķtan sonra,

Zaten rakıyı da keyiften değil, kahırdan içer olduk. 

Mezeler ithal olunca.


Olsun be Atam,

Bu ülkeye yeter

İzinde koşan bir avuç insan kalsa eğer.


Hakan Algan 

Yorumlar

  1. Çok beğendim, Hakan'ım..

    YanıtlaSil
  2. Çok ama çok doğru yüreğine sağlık

    YanıtlaSil
  3. Çokkkk doğru çokkkk güzel Hakan bey kalemine yüreğine sağlık selamlar👏📚📚

    YanıtlaSil
  4. Canım günaydın mutlu sağlıklı bir hafta diliyorum. Sen artık şahane bir şair olsun.❤️❤️❤️🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷

    YanıtlaSil
  5. Günaydın dokturmussun yine eline saglik

    YanıtlaSil
  6. Çok haklı ve yerli yerinde bir şiir kalemine sağlık 🧿😔😔😔😔😔🙏

    YanıtlaSil
  7. Günaydın sağlıklı bir yaşam dilerim.🌅

    YanıtlaSil
  8. Hakan ne güzel mısralar bunlar. Ne doğru tespitler. Yüreğine sağlık kader arkadaşım.

    YanıtlaSil
  9. Tespitlerin çok güzel.İyiki varsın Hakan kardeşim...

    YanıtlaSil
  10. Ne kadar güzel yazmışsın👏👏👏

    YanıtlaSil
  11. Hakancım yüreğine sağlık çok güzel yorumluyor sun.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

SARIŞIN-ESMER

  Nasıl çeşit çeşit yaratılmışız değil mi? Esmer var, sarışın var, siyahi var, çekik gözlü var. Bir çoğumuza aradaki farkı görebildiğimiz için olağan geliyor. Renkli gözler de yakışmış diye yorumlar bile yapıyoruz. Hatta marifetmiş gibi insanları da görebildiğimiz bu dış özelliklerine göre sınıflandırıyoruz. Haĺ böyle olunca görmediğimiz için anlamak istemediğimiz diğer farklılıklarımızı iyiki de anĺamak istemiyoruz demekten kendimi alamıyorum. Çünkü en yakınlarımız bile bu farklılıklarımızı sarışın ya da esmer olmamız kadar doğal karşılayamıyor. Belki içinizde bu yazdıklarıma hak verecek ama kendisiyle yüzleşme cesareti olmadığı içın "boşveeeer" diyenler çıkacak. Bana sorarsanız boşverilmeyecek kadar önemliçünkü telâfisi güç zararlar açabilir. Hani bazen karşımızdakine deriz ya; "bundan bu kadar etkilenecek ne var" diye. Ya da "sende bu kadar hassas olmayıver", diyoruz. Nedense bunların da sarışın ya da esmer olmak gibi yaradılış özelliği olduğunu ve deği...

MESLEK

Çocuklara büyüyünce ne olmak istediklerini sorduğumuzda ilk sıralardaki meslekler doktor, öğretmen, mühendis, polis, mimar, asker gibi mesleklerdir genelde. Bu mesleklere yönelmelerinin sebebi de çoğunlukla ebeveynleridir. Bazısı ısrarcı oldukları mesleğin daha iyi bir gelecek sağlayacağına inanır, bazısı da olmak isteyip de olamadıkları mesleği çocuklarının yapmasını istediklerinden ısrar ederler. Bu ısrarın dozunu bazen o kadar kaçırırlar ki, çocuk dünyanın en önemli mesleğini, ebeveynlerinin kendisini yönlendirdiği bu meslek olarak görür. Hatta çocukluğundan beri hedeflediği bu mesleğe ulaştıktan sonra bile bu düşüncesini devam ettirip, diğer meslek sahiplerini hor görebilecek hale gelir. Herkes için kendi işi çok önemlidir ama sadece bu kadar. Çünkü bu dünyada hep beraber, ortak bir yaşam sürdüğümüzü unutmamalı, gözümüzün dönüp kendimizi diğerlerinden üstün görmemize neden olmasına izin vermemeliyiz. Yani meslek grubuyla değil, tamamen karakterle ilgili bir durum. Çocukluğundan...

ÇÜRÜK BASAMAK

Düşünsenize, şu anda harika manzarası olan, ahşap, dublex bir evin verandasındasınız. Kahvenizi yudumlarken seyrettiğiniz manzara artık yeterli gelmemeye başlıyor ve üst kattan manzaranın daha güzel olduğunu ve oraya çıkmanız gerektiğini düşünüp, merdivenlere yöneliyorsunuz. Elinize aldığınız kahve fincanınızla ahşap merdivenleri çıkmaya başlıyorsunuz. Tam merdivenin ortalarına geldiğinizde, ahşapı artık çürümüş olan basamağa adımınızı attığınızda basamak kırılıyor. Kahvenizin döküldüğü yetmiyormuş gibi, ayağınız da inciniyor. Biraz toparlandıktan sonra basamakları çıkmaya devam ediyorsunuz. Hedefiniz üst kata çıkmak. Sonra basamakları çıkarken daha dikkatli olduğunuzu fark ediyorsunuz. Adımlarınızı daha temkinli atıyorsunuz. Çünkü ilk kazada hem ayağınızı incittiniz hem de kahvenizi kaybettiniz. Aynı sorunları tekrar yaşamak istemiyor, yine de yolunuzdan dönmeyip, üst kata ulaşıp, daha güzel gözüken manzarayı seyrediyorsunuz. Aynı hayatımızda, basamakları çıkarken karşımıza gelen ç...